Velázquez’in Nedimeler tablosunun devrimci hikayesi

Velazquez ’in Nedimeler Tablosunun Devrimci Hikayesi

Ressam Diego Velazquez ’in “Nedimeler” LasMeninas isimli tablosu sanat eseri ile seyircisi arasındaki sınırları yıkmaya yönelik bugüne kadar yapılmış en başarılı resimlerden birisi olarak kabul edilmektedir. Klasik yaklaşıma göre seyirci ile sanat eseri arasında kesin bir ayrım bulunmaktadır. Sanatçı eserini ortaya koyar ve seyircisi de eseri müşahede eder. Söz konusu olan taklit ile gerçek arasındaki sınırın kesinliğidir.

Velazquez
Velazquez

Bir resim, gerçek dünyanın taklidi olarak tuvale dökülür, bir oyun gerçek dünyanın bir benzeri olarak sahneye konur, bir heykel gerçek nesne ya da kişinin bir benzeri olarak mermer bloklardan yontulur. Klasik tragedya ya da komedide seyircilerin tiyatro sahnesine çıkıp oyuna dâhil oldukları görülmez.Klasik ve mimetik sanatlar ana akım sanatlar olarak günümüzde de yaşamaktadır. Zaman zaman farklı sanat akımlarından izler taşımakta, etkilenmektedir ama çoğunluğa hitap eden sanat eserlerinin hep mimetik teoriyle barışık olduğu görülmektedir. Belki de bu, anti-mimesis çabalarının, sanat eserinin özüne değil de sanatçının niyetine ve dünya görüşüne bağlı olmasındandır. György Lukács’ın dediği gibi hal böyle olunca üslup da biçimsel bir kategori olmaktan çıkmaktadır. İçerik bir adım öne çıkar ve biçimi belirler. Anti-mimesis,mimesisinanti’sidir, ontolojik sırada bir adım geride kalmaya mahkûmdur.

Nedimeler
Nedimeler

Velazquez ’in “Nedimeler” LasMeninas isimli tablosu seyirci ile eser arasındaki sınıra en çarpıcı saldırıdır. MichelFoucault, Kelimeler ve Şeyler adlı kitabında sayfalarca LasMeninas üzerine tartışmaktadır. Ressamın durduğu yer neresidir, resimde seyirciye sırtını gösteren resim aynı zamanda bakmakta olduğumuz resim midir, biz aslında karşı duvardaki aynadan yansıyan kral ve kraliçenin yanında mı durmaktayız ve daha pek çok girdap bu tablonun seyircilerini beklemektedir.

LasMeninas üzerine istendiği kadar farklı teoriler üretilsin kesin olan bir şey bulunmaktadır. Bu da tablonun tartışmasız en büyük sürprizidir: Resim ile seyircisi iç içedir. Mimetik sınır ihlâl edilmiştir.“Ressam bakışlarını seyircisine ancak, seyircinin onun modelinin yerinde bulunduğumuz ölçüde yöneltmektedir. Seyirciler fazlalıktır. Bu bakış tarafından kabul edilen seyirciler, onun tarafından kovulmakta, seyirciden önce burada bulunmuş olan tarafından ikame edilmektedir: Bizzat modelin kendisi tarafından ikame edilmektedir. Fakat bunun tersine, ressamın tablonun dışında ve onun karşısına düşen boşluğa yönelen bakışı, ona seyircilerden gelen bakışlar kadar modeli kabul etmektedir: Bu belirgin ama kayıtsız yerde, bakan ve bakılan sürekli alışveriş halindedir. Hiçbir bakış, kararlı veya daha doğrusu, tuvali diklemesine delen bakışın yansız izinin içinde değildir; özne ve nesne, seyirci ve model rollerini sonsuza kadar tersyüz etmektedir… Görülen miyiz gören miyiz?…”

Prado Müzesi
Prado Müzesi

İlk bakışta, tablo basit bir konuyu işlemektedir. Kralın beş yaşındaki kızı infante Margarita, nedimeleri (lasmeninas) ve soytarılarıyla çevrelenmiş olarak tablonun ortasındadır. En dip tarafta, saray nazırının silueti görülmektedir, ama biraz daha yakından ve daha dikkatle bakılınca, tabloda başka kişilerin de olduğu fark edilmektedir. Dip duvarın üzerinde bir ayna vardır ve aynadan İspanya kralı IV. Felipe ile kraliçe Avusturyalı Maria- Anna’nın görüntüleri yansımaktadır. Ve ressamın bizzat kendisi, üzerinde çalıştığı tuali bize ters dönmüş olarak görülmektedir. O halde, resmi yapılan kimdir, kimlerdir? Tablonun adının belirttiği gibi, nedimeler mi, küçük prenses mi, yoksa kral ve kraliçe mi? Tablonun mekânı nerededir? Ressamın çalıştığı atölyede mi, yoksa kral ile kraliçenin bulunduğu yerde mi? Acaba iki tablo mu vardır? Biri gördüğümüz, diğeri de görmediğimiz, yapıldığını anladığımız. Asıl tablo hangisidir? Öte yandan, kral ile kraliçenin durdukları yer, aynı zamanda bizim de, seyircinin de durduğu yerdir.

LasMeninas, bakanın bakılan olduğu ve tablonun kişilerinin arasına katıldığı tek resimdir; ayna, kral ile kraliçenin görüntüleriyle birlikte, bizimkini de yansıtmak durumundadır.Tablo edilgen değildir. Gerçek dediğimiz şey, tuvalin yüzeyi için geçişkendir. LasMeninas karşısındaki seyirci edilgen olamaz. Üretim sürecinin bir parçasıdır.

Nedimeler
Nedimeler

MichelFoucault, Velazquez ‘in 1656 yılında resmettiği LasMeninas adlı tablosunda aslında neyin temsil edildiği sorununu Kelimeler ve Şeyler adlı kitabında tartışmaktadır. Foucault’ya göre konusu temsil olan bu tabloda üç temel nokta vardır: birincisi, temsilin üreticisi olarak ressam; ikincisi, temsil edilen nesne (tabloda resmedilen kişiler ve bakışları); üçüncüsü, temsil edilene bakan kişi olarak izleyici/özne. Foucault, LasMeninas anlatı dizgesinin ya da kurgusunun konusunu egemenlik söyleminin temsili olarak görmektedir. Tablonun kurgusu, Foucault’ya göre, yoklukları aracılığıyla (ya da aynadaki akislerinde her an kaybolabilirmişçesine belli belirsiz varlıklar biçiminde) ve modellerin bakışının merkezindeki kişiler olarak gösterilmekte olan İspanya Kralı ile Kraliçesi’nin egemenliği dolayımıyla egemenlik dizgesidir. Oysa genel olarak egemenlik ilişkileri üzerine kurulu bu öykünün farklı anlatı dizgeleri taşıdığı açıktır. Başka bir deyişle, öykü egemenlik ilişkileri aracılığıyla değişik kurguları bir arada barındırmaktadır.

Yani, LasMeninas’ta, yalnızca kralla kraliçenin (izleyicinin) iktidarının anlatı dizgesi değil, bu egemenliğe meydan okuyan sanatçının iktidarının da bir anlatı dizgesi olarak öykünün içine sokulduğu da düşünülmektedir.

Kaynaklar

(1) GyörgyLukács, TheMeaning of ContemporaryRealism, sf.17. Türkçeye çeviren Sabri Gürses, Sanat ve Kuram, Küre Yayınları
(2) MichelFoucault, Kelimeler ve Şeyler, Türkçeye çeviren Mehmet Ali Kılıçbay, İmge Kitabevi.
(3) What Great Paintings Say, Rose-Marie &RainerHagen, Taschen.

Daha Fazlası için…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.