Hasan Ali Toptaş’ın sıradışı romanı: Heba

Günümüz edebiyatında Türkçeyi en iyi kullanan yazarlardan biri de hiç kuşkusuz Hasan Ali Toptaş. Kullandığı sade dil ve akıcı anlatım tarzıyla başarılı hikayelere imza atan Toptaş’ın, varoluşu sorguladığı kitabı Heba, okurunu ruhunun en hassas noktalarından yakalıyor. Heba, SabitFikir’in 2013 yılında öne çıkan romanlar listesinde birinci sırada yer aldı. Heba romanından, insanın varoluşuna, hayata, ölüme dair sarsıcı cümleler: 

“İyi görünmek için gerekli olan en önemli malzeme kötülük müdür bilemiyorum ama, şu yeryüzünde kötüler bazen iyilerden daha iyi görünebiliyorlar.”

“Hiç kuşkusuz insan başka yollarla da var edebilir kendini, diyelim uzun bir öpüşmenin derinliklerinde kaybolarak, bir bakışın ateşinde yanarak, bir kitabın ruhundan doğarak, bir dokunuşla sarsılarak ya da şu an hatırlayamadığım daha akıllıca yahut daha aptalca birtakım şeyler yaparak da var edebilir. Çarçabuk doyan küçük karınlı bir ruha sahipse, bir köşeye oturup sadece çekirdek çitleyerek de var edebilir sözgelimi. Mayasına karışan vahşi gölgelerin arasında yaşıyorsa, birtakım şeyleri kırıp dökerek de var edebilir. Hatta bütün bunların ötesinde, bazı şeyleri yapmamakla da var edebilir kendini…”

“İnceldiğinde, çeşitli sebeplerle delindiği de olur uykunun. Ne bileyim, bazen zihnimizdeki sivri uçlu bir hatıra deler onu; bazen henüz hazmedemediğimiz bir sözün acısı, bazen kolu bacağı aklımızın dışında kalan bir düşünce yahut bir duygu, bazen de etrafımızda olup biten, bizim fark edemediğimiz meçhul bir şey deler. İşte o vakit delinen yerden içerisi görünmez ama dışarısı görünür. Hakikat oradan gerçekte olduğu gibi görünmez tabii; uykunun sisi yüzünden, kendisinin biraz berisinde yahut gerisinde görünür.”

“Halbuki her şey dediğimiz şey ne kadar dağınık bir şeydir öyle değil mi; onu dile getirmek şöyle dursun, tastamam hayal etmek bile imkansızdır. Her şey, Allah’ın uçsuz bucaksızlığına eşit bir uçsuz bucaksızlıktır bana kalırsa; içinde bilemediğimiz, göremediğimiz ve hiç göremeyeceğimiz şeyler de vardır. Biz onun, zihnimizin hem içine hem dışına saçılan genişliğini ve dağınıklığını düşünmeden, adeta bir şey dercesine her şey deyip geçiveriyoruz işte.”

“Kuralsızlığı örtmek için kurallardan daha kalın bir örtü bulamazsınız.”

“Ölülerin arkasından konuşulmaz biliyorsun, çünkü bir ölünün sessizliği, yeryüzünde yapılan konuşmaların topundan daha fazla ve daha derin bir şeydir.”

“Siz buradaki insanların dış görüntüsünü oluşturan o temiz ve ütülü giysilere, şık çantalara, ışıl ışıl yanıp sönen takılara, selamlaşmalara, gülücüklere ve her köşesinden bal damlayan kapı önü muhabbetlerine falan bakıp da işler yolunda sanmayın; bize gayet hoş ve makul görünen bu manzaranın gerisinde haddizâtında bambaşka bir hayat var. Günden güne çürüyen, çürüdükçe zıvanadan çıkan, pis kokulu, sevgisiz bir hayat.”

 

Hasan Ali Toptaş, “Heba”, İletişim Yayınları, İstanbul, 2014. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.