Uçurtma Avcısı

“Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir… Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun. Kendisine ait olmayan bir şeyi alan insan, bu ister bir can olsun isterse bir dilim nan(ekmek) adiliktir.

Çalmaktan daha kötü bir suç yoktur…” Uçurtma Avcısı’nın belki de en can alıcı cümleleri bunlar. 2003 yılında yayınlanan ve bir Afgan tarafından yazılan ilk İngilizce kitap olma özelliğini taşıyan Uçurtma Avcısı, sadece savaşın değiştirdiği hayatların dramatik hikayesini anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda hayat boyu unutulmaması gereken bir insanlık dersi veriyor…

BİR AZINLIK HİKAYESİ

Yer Afganistan’ın Kabil şehri… Birlikte doğup Monarşi’nin son yıllarında büyümelerine rağmen aralarında uçurum olan,iki çocuk Emir ve Hasan. Emir zengin bir iş adamının tek oğlu, Hasan ise ailenin hizmetkarı Ali’nin oğlu. Ancak bu iki çocuğun tek farkı bu değil; Emir Peştun mezhebinden yani dönemin baskın mezhebinden iken Hasan, hiç sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensup. Bu fark, Sovyet işgalinin de eklenmesiyle birlikte Emir ve Hasan’ın hayatını doğrudan değiştirecek, iki çocuk bambaşka koşullarda, bambaşka hayatlarda yaşamak zorunda kalacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.