Türkiye’de iletişim fakültelerinin tarihsel gelişimi

Türkiye’de iletişim fakültelerinin tarihsel gelişimi kendine özgü koşullar taşımaktadır.

Türkiye’de tarih, sosyoloji, siyaset bilimi, hukuk, felsefe, dilbilim, antropoloji, sosyal psikoloji, sanat ve arkeoloji çalışmalarının iletişim alanındaki bilgi birikimine katkısı, Batı’dakilerle karşılaştırıldığında, yok denecek kadar azdır. İrfan Erdoğan’a göre, bu katkı azlığı iletişim alanının gelişmesini doğrudan engellemese bile, zayıf kalmasına neden olmuştur. Bu durumun yanında, eğitim ve araştırma kurumlarının kurulmasının gecikmesi de iletişim incelemelerinin çıkışını çok sonralara ertelemiştir. Yine de, bazı önemli çalışmalar (Adnan Adıvar, Niyazi Berkes) Osmanlı toplumunda sadece matbaanın gecikme nedenlerini açıklamakla kalmamış, iletişimi yakından ilgilendiren toplumsal süreçlerin açıklanma yöntemleri konusunda da yol gösterici olmuştur. Siyaset bilimi, kamuoyu ve siyasal düşünce araştırmaları ile (Nermin Abadan-Unat, Şerif Mardin), sosyoloji bazı monografileri ile (Mübeccel Kıray, Emre Kongar) iletişim alanındaki bilgi birikimine katkıda bulunmuştur.

Türkiye’de iletişimin bir disiplin olarak kurumsallaşmasında en önemli dönüm noktası üniversal yapı içinde kendine sağlam bir yer bulması ve nihayetinde fakülteleşmesidir. O yüzden kısaca iletişim eğitiminin tarihsel gelişimine bakmak yerinde olacaktır. Türkiye’de iletişim fakültelerinin tarihi 1948 yılında Fehmi Yayla tarafından açılan İstanbul Özel Gazetecilik Okulu ile başlamıştır. Bu okul, üniversite düzeyinde bir eğitim kurumu olmamakla birlikte, Türkiye’de açılan ilk özel gazetecilik okulu olması bakımından tarihsel bir önem taşımaktadır. Yine aynı yıllarda İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sedat Simavi İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne bir mektup yazarak, bir gazetecilik okulunu açmanın gereğinden bahsetmiş ve bir “gazetecilik enstitüsü” talep etmiştir. Üniversite Senatosu Simavi’nin teklifini uygun bulmuş ve 1949 yılında aldığı bir kararla İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü kurulmuştur. Burada önemli olan nokta, Gazeteciler Cemiyeti’nin ülkemizdeki gazetecilik eğitiminin başlamasına öncülük etmesidir. Benzer bir durum Ankara’da da gerçekleşmiş ve Ankara Gazeteciler Cemiyeti üyelerinin çalışmasıyla Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne bağlı Basın Yayın Yüksek Okulu 1965-1966 öğretim yılında eğitime başlamıştır.

 

Üniversitelere bağlı enstitülerin dışında, 60’lı yılların ikinci yarısında üç özel gazetecilik okulu açılmıştır. Bu okullar, halen bu alanda eğitim veren fakültelerin de temelini oluşturmaktadır. Zamanla devletleştirilen bu okullardan İstanbul Özel Gazetecilik Yüksek Okulu Marmara Üniversitesi’ne, Başkent Özel Gazetecilik Yüksek Okulu Gazi Üniversitesine, İzmir Karataş Özel Gazetecilik Yüksek Okulu da Ege Üniversitesi Rektörlüğüne bağlanmıştır. Dolayısıyla Marmara, Gazi ve Ege Üniversitesi İletişim Fakültelerinin kökeninde bir zamanlar popüler olan ve 80’li yılların başında çıkartılan kanun hükmündeki kararnamelerle devletleştirilen bu okullar bulunmaktadır. İstanbul, İzmir ve Ankara’nın ardından, 1972 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi kurulmuştur.

1992 yılında yaşanan bir gelişme iletişimi siyaset bilimi, sosyoloji, iktisat gibi temel disiplinlerin etkisinden tamamen kurtarmış ve bağımsız bir disiplin olma yolunda güçlü bir destek sağlamıştır. 1992 yılında çıkarılan bir yasa ile basın yayın yüksek okulları iletişim fakültelerine dönüştürülmüştür. Böylelikle iletişim Türkiye’deki fakülteleşmiş sayılı sosyal bilim disiplinlerinden biri haline getirilmiştir. Fakülteleşmenin ardında yatan temel etken iletişim araçlarının ve iletişim alanının taşıdığı önemdir. Alanın ve sektörün genişlemesi ona eşlik edecek akademik disiplinin de gelişimini zorlamış ve böylesine önemli bir karar yasa koyucular tarafından alınmıştır.

1992 yılındaki önemli dönüşümden ardından, o ana dek sadece 6 yerde -Anadolu Üniversitesi hariç- Basın Yayın Yüksekokulu ismiyle var olan günümüz iletişim fakültelerinin sayısı hızla artmış, günümüzde bu sayı 60’lı rakamlara ulaşmıştır. Fakülteleşmenin ardından öncelikle devlet üniversiteleri içinde yeni iletişim fakülteleri açılmıştır. 1993 yılında Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi, 1994’de İstanbul’da Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi, 1997’de Erzurum’da Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi, Elazığ’da Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi, 1998’de Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi, 1999’da Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi kurulmuştur. Devlet üniversiteleri bünyesinde iletişim fakültelerinin sayısı artarken, 1997 yılından itibaren vakıf üniversitelerinin kurulmasının yolu açılınca, vakıf üniversiteleri tarafından da iletişim fakülteleri açılmıştır. Bunlar arasında İstanbul’da 1997’de Yeditepe, Maltepe, Bilgi, 2000’de Bahçeşehir, 2001’de İstanbul Ticaret, Ankara’da 1997’de Başkent Üniversiteleri sayılabilir. Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Doğu Akdeniz, Uluslararası Kıbrıs, Yakındoğu, Lefke Avrupa Üniversitelerinde iletişim fakülteleri ve bölümleri kurulmuştur. 2000’li yılların ortalarında artık yeni iletişim fakültesi açılmasın söylemi tüm dekanlar tarafından paylaşılıp, dekanlar toplantısı tutanaklarında yer almasına rağmen; zamanla pek çok Anadolu üniversitesi farklı gerekçelerle bu ricayı göz ardı edip, kurumlarına birer iletişim fakültesi eklemeyi başarmıştır. Dolayısıyla bir anda İnönü, Gümüşhane, Cumhuriyet, Giresun, Bozok, Adnan Mendersi Uşak, Pamukkale, 19 Mayıs ve daha pek çok üniversite iletişim fakültesi açmış ve kararları çıkanlarla birlikte ülkemizdeki toplam iletişim fakültesi sayısı 80’e yaklaşmıştır.

www.academilist.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.