Proust Fenomeni ve Ihlamura batırılmış madeleine kekinin kokusu

Proust Fenomeni  Ihlamura Batırılmış Madeleine Kekinin Kokusu

Valentin Louis George Eugéne Marcel Proust, veya bilinen en kısa ismiyle Proust, koku dünyası için önemli bir olgunun isim babasıdır. Dokuz yaşındayken astım krizleri nedeniyle ailesi onu havası temiz olduğu için Illiers kentine, halası Elisabeth Amiot’un yanına göndermişlerdir. Çocukluk dönemini halasının yanında geçirmiş, daha sonra Paris’e dönmüştür. Bilindiği üzere , içe dönük, kâğıdı kalemi seven, yazarken de bol bol kahve tüketen birisidir.

Proust
Proust

Günlerden bir gün, eve döndüğünde annesinin onun için bir fincan ıhlamur ve “madeleine” denilen kekler hazırlar.  Bu kekleri ıhlamurun içine batırdığında duyduğu koku onu Illiers kentine, belleğindeki çocukluk dönemine halasının yanına götürür. Yaşadığı sanal yolculuğun nedeni, halasının yanında geçirdiği dönemde halasının da ona aynı ikramı sık sık yapması, ama aradan geçen uzun süre sonra aynı kokuyu duymuş olmasıdır. Duyduğu koku onun çocukluk yıllarının kokusudur.

Marcel Proust Kayıp Zamanın İzinde
Marcel Proust Kayıp Zamanın İzinde

Ihlamura batırılmış kekin kokusunun uyandırdığı duygular ve o zengin anı yolculuğu onu o kadar etkilemiştir ki; önüne kâğıdı alıp yazmaya başlar. Tam yedi cilt ve 3000 sayfadan oluşan Kayıp Zamanın İzinde isimli ünlü eseri ortaya çıkar. Kitapta, klasik yazı diline uygun olarak uzun uzun cümleler (aralarında 350 kelimelik cümle örnekleri var) ve uzun uzun paragraflarla kurguladığı geçmiş hikâyesinde, gerçek hayatı ile kurgu dünyası arasında gidip gelmeler bulunmaktadır. Örneğin, Amiot Hala’nın ismi kitapta Leonie Hala olarak değişir. Illiers kenti de Combray adını alır. Proust’un 100. Yaş gününün rastladığı 1971 yılında kentin adı onun hatırasına hürmeten “Combray-Illiers” olarak değiştirilmiştir.

Proust'un Ihlamura batırılmış keki
Proust’un Ihlamura batırılmış keki

Kokuyla geri çağrılan anıların duygu yoğunluğunun en önemli örneklerinden biri olan bu olaya koku dünyasında “Proust Fenomeni” denilmektedir. Bu anılar onun belleğinde hep mevcuttur aslında. Ama bilinç düzeyine çıkmak için ıhlamur ve madeleine ile tetiklenmeyi beklemektedir. Freudyen yaklaşım da bunu söylemektedir: Bizim içeriğinin genişliğini bilmediğimiz bir belleğimiz vardır. Bu depolanmış “gizli” anılar hep mevcut olmalarına rağmen, bilinç denilen salonumuzun dışında, bodrum kattaki depolarda faaliyet göstermeye, bireysel varlığımızın belirleyicisi olmaya devam etmektedirler. Bir başka deyişle, bilinç düzeyine çıkmayıp araziye uyan anılar, aslında bizim bilinç dışımızın en önemli ham maddeleri arasında yer almaktadır.

 

Kaynak:  Ozan, V. (2015). Kokular Kitabı I. (2.baskı). Everest Yayınları, İstanbul.

Daha fazlası için…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.