On güzel kelime on efsane beyit

“Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz” diyordu Ahmet Haşim. ‘Hüzün var, melâle kullanmasak ne kaybederiz’ dersek, sadece melâli değil Türkçeyi kaybederiz. Her biri Türkçe’nin gücünü göstermeye tek başına yetecek beyitler:

 

Pinhan: Gizli, Gizlenmiş

Derdim nice bir sînede pinhân iderim ben.

Bir âh ile bu âlemi vîrân iderim ben

Nef’i

*

Şeb-i yelda: En uzun gece

Şeb-i yeldâda uzar fecre kadar kıssa-ı aşk.

Tâ ki Mecnûn bitirir nutkunu Leylâ söyler

Yahya Kemal Beyatlı

*

Muvakkit: Vakit ayarlaması yapan kimse

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir,

Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâ’at

Sâbit

*

Melâl: Hüzün, dert

Ganîdir aşk ile gönlüm ne mülküm ne menâlim var

Ne vasl-ı yâra handânam ne hicrândan melâlim var

Taşlıcalı Yahya

*

Sâye: Gölge

Güllü dîbâ giydin ammâ korkarım âzâr eder

Nâzenînim sâye-i hâr-ı gül-i dîbâ seni

Nedim

*

Aşiyân: Kuş yuvası

Aşiyân-i mürg-i dil, zülf-i perişânundadur

Kande olsam ey peri, gönlüm senün yanundadur

Fuzûlî

*

Mânend: Emsalsiz, eşsiz

Yeridir deyû yerinde yeri terk eyler isen

Gökler seni el üstünde tutar mânend-i semâ

Hayâlî Bey

*

Câh: Mevki, makam.

Sanman kim taleb-i devlet-i câh etmeğe geldik

Biz âleme bir yar için ah etmeğe geldik

Yenişehirli Avnî

*

Zemistan: Kış

Muhabbet bir belâ şeydir giriftâr olmayan bilmez

Zemistan görmemiş bülbül baharın kadrini bilmez

Lâedrî

*

İdbâr: Talihsizlik

Ârif-i ahvâl olan bir hâlete dil bağlamaz

İnkılâb eyler zaman, idbâr olur, ikbâl olur

Tahir’ul Mevlevî

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.