Nurettin Topçu’dan her meslekten insanın okuması gereken öğretmenliğe dair sözler

Nurettin Topçu, Türkiye’de işiyle, konuşmalarıyla, yazdıklarıyla birçok insan üzerinde etkili olan, bugünkü nesillerin de eserlerini okuması gereken önemli bir düşünürümüzdür. Felsefe, sosyoloji, psikoloji gibi alanlarda hem eğitim almış hem de insanları irşad etmiştir. Hakkında çok sayıda değerli eser kaleme alınmışsa da, İsmail Kara’nın “Sözü Dilde Hayali Gözde” adlı kitabının Topçu ile ilgili bölümü bilhassa okunması gereken bir metindir.

Nurettin Topçu’nun Türkiye’nin Maarif Davası kitabı 1939-1973 yılları arasında yayınlanan yazılarından ve konferanslarından bir araya getirilmiş çok önemli metinlerden oluşmuştur. Bu metinler içinde Muallim başlığını taşıyan ve her cümlesinin altını çizmek gereken yazı, eğitim camiası içinde yer alan bütün aktörlerin okuması gereken bir metindir. O yazıdan altını çizdiğimiz, çok çok önemli cümleler:

XX. asır insanlığının içinde bulunduğu büyük ruhî buhrandan Fransız çocuğunu kurtaracak idealcinin muallim olduğunu yedi sene evvel Sorbonne kürsüsünde dersini verirken ölen fikir şehidi, asrın tarihçisi Mathiez söyledi.

Ruhumuzun sanatkârı hayatımızın nâzımı olan muallimin aramızdaki yerinin yüksekliğini, vazifesinin geniş ruhî mesuliyetinin pek ağır olduğunu maalesef gençlere değil, bugün muallimlere hatırlatmak lüzumunu duyuyoruz. Böyle bir sınıfın, ancak ideal birliği ve mesuliyet idraki tanıyan bir sınıf halinde kurulmamış olduğunu söylerken, muallimin sahip olacağı büyük rolün ehemmiyetini hatırlatmak gerekir. Şu halde mesele her şeyden evvel bir nesle onu bu hakikate meftun kılacak aşkı aşılamak meselesidir.

Muallim sadece bir memur değildir; belki genç ruhları kendilerine mahsus manadan bir örs üzerinde döverek işleyen bir demircidir, kendisine verilen vazifeyi gözlerini kapayarak yapan, programı müfredatını sene sonuna kadar bitirmeye muvaffak olan, hatta yalnız dersini hakkiyle kavrayan talebe yetiştirebilen muallim vazifesinin en mühim kısmını başarabilmiş sayılmaz.

Muallim gençlere bilmediklerini öğreten bir nakilci değildir. Bu iş, kitabın işidir, bilmediklerimiz hep kütüphanelerde bulunmaktadırlar. Her sahada yalnız bilinmeyeni bilmekle eski devrin ‘scolastique’ tahsili elde edilir. Kitaplardaki örümcek kafamıza nakşedilir. Ancak sınıfta okutacağı bilgilere sahip olan insanın yapabileceği iş ise bundan ileri gidemez. Bunun için kültürlü adam, kafaları işletmesini bilen adam lazımdır.

 

Muallim tüccar değildir. Maaş ve ücretinin azlığı, çokluğu, davası içinde mesleğe kıymet veren insan bu mukaddes vazifeyi yapıyor sayılamaz. Bu iş, mektepciliği ticaret edinen, muallimliği esnaflık haline koyan kültürsüz fukaranın işi değildir. Bu para değil ruh işidir.

Muallime değer verildiği, muallimin hürmet gördüğü ülkede insanlar mesut ve faziletlidir. Muallimin alçaltıldığı, mesleğinin hor görüldüğü milletler düşmüştür, alçalmıştır ve şüphe yok ki bedbahttır. “Babam beni gökten yere indirdi. Hocam beni göğe yükseltti” diyen İskender muallimi anlamıştır. Muallim, sade zekâların değil, beşaretimizin, ibadetlerimizin müjdecisidir.

Muallim Ruhlar sanatkârıdır. Hiç işlenmemiş ruhlar üzerinde, onun lüzumunu daha aşikâr bir şekilde görüyoruz. Vakıa köyde artık ruhlarımızın hareketini takip edemeyen imamı işbaşından ayırdıktan sonra, bugünkü ruhu faziletle ışıklara ulaştıracak muallimi seferber etmek lazım geliyor.

 

Nurettin Topçu, “Türkiye’nin Maarif Davası”, Dergah Yayınları, İstanbul. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.