“Modern çağın başyapıtı” Gönülçelen’den harika pasajlar

Amerikalı ünlü yazar J. D. Salinger’in onu dünya çapında üne ulaştıran Çavdar Tarlasında Çocuklar ya da Gönülçelen yazarın tek romanı. Yeniyetme bir delikanlının üç gününü anlattığı bu eserde Salinger düzene, eğitim sistemine ve büyüklerin dünyasına ilişkin, “çocukça” ama son derece çarpıcı eleştiriler getiriyor.

Sonunda kendini bir psikiatri kliniğinde bulan Holden Caulfield’ın hikayesinin anlatıldığı Gönülçelen 1951 yılında basıldı. Moden çağın başyapıtı olarak da tanımlanan romandan sizler için bazı bölümler seçtik:

“1888’den bu yana binlerce çocuğu olgun, aydın delikanlılar haline getirdik” Nah getirdiniz! Pencey’i, Mencey’i olmaz bunun, okul değil mi al birin vur ötekine! Hiçbirinin herhangi bir kimseyi değiştirdiği görülmemiştir. Öyle dedikleri gibi olgun, aydın birine de rastlamadım Pencey’de. Daha doğrusu bu tanımlamaya aşağı yukarı uyan iki kişi vardı ama, herhalde Pencey’e gelmeden önce öyleydiler.

Kitap dediğin öyle olmalı ki, okuyup kapadıktan sonra keşke şunu yazan arkadaşım olsaydı da canım çektikçe telefona sarılıp çene çalabilseydi onunla dedirtmeli.

Şeytan çarpsın yalan söylüyorsam, piyanocu ya da oyuncu falan olsam da bu hıyartolar beni beğenseler, utancımdan yedi kat yerin dibine geçerdim. Alkışlamalarını bile yasak ederdim.

O gün öğleden sonraki bir futbol karşılaşmasını anlatıyordu oğlan. Şaka değil, başından sonuna dek hiçbir ayrıntıyı atlamadan anlattı karşılaşmayı. Bu kadar can sıkıcı bir adam görmedim ben. Yanındaki kızcağızda pek ilgilenmiyordu karşılaşmayla, ama oğlandan çirkin olduğu için, ister istemez dinler görünmek zorundaydı. Gerçekten çirkin kızların durumu çok kötü doğrusu.

Denizciyle ben, tanıştığımıza memnun olduğumuzu birbirimize söyledik. Ne tutulurum ama bu numaralara. Ağzım alışmış bir kere, tanıdığıma hiç de memnun olmadığım kimselere: “Tanıştığımıza memnun oldum” derim hep. Ne var ki bu dünyada , bu insanlar arasında yaşamak istiyorsanız, böyle konuşmak zorundasınız.

Ağzı aralıktı, çok matrak doğrusu. Büyüklerden birini düşünün, ağzı yarı açık uyuyan yaşlı başlı birini, ne kadar iğrenç olur değil mi? Ama ağzı açık uyuyan bir çocuksa hiç de iğrenç gelmez insana. Tadına doyum olmaz çocukları seyretmenin, yastığa salyaları da aksa da gene hoş görünürler.

Konuşmayı artık keser de söyleyeceklerini sabaha saklar diye umutlanıyordum, hiç oralı olmadı. İnsanlar böyledir işte, canınızın çekmediği anı kollar, ille de o zaman konuşmak isterler sizinle.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.