Kültürel Çalışmalar Merkezi’nin tarihçesi

Kültürel Çalışmalar, 60’lı yılların ortasında  kültür ve medya alanında benzer yaklaşımlara sahip olan bir grup akademisyenin birlikte ya da birbirlerinden habersiz meydana getirdiği bir sosyal bilim ekolüdür. 

Kültürel Çalışmalar adını 1964 yılında Birmingham Üniversitesi’nde “kültürel biçimler, görenekler ve kurumlar ve onların toplumla ve toplumsal değişmeyle ilişkileri“ konusunda doktora çalışmaları merkezi olan, Centre Contemporary Cultural Studies (CCCS- Çağdaş Kültürel Araştırmalar Merkezi)’den alır.

Richard Hoggart bu merkezin ilk yöneticisidir. 1968’de Unesco’nun genel müdür yardımcısı olunca, Jamaika kökenli Stuart Hall 1979’a değin onun yerini almıştır. Merkez, New Left (Yeni Sol)’un atağa geçmesine denk düşen bu dönemde en parlak çağını yaşamış ve 1972’de Working Papers in Cultural Studies’i (Kültürel Çalışmalar Bildirgeleri) dergisini çıkarmıştır. Derginin yayın amacı “kültürü tanımlamak ve üzerine çalışmak ve kültürel  çalışmaları entelektüel haritaya yerleştirmek” olarak belirlenmiştir.

Kültürel Çalışmalar Merkezi’nin temel düşüncelerinin kökleri Richard Hoggart’ın, Raymond Williams’ın ve tarihçi Edward P. Thompson’un yapıtlarında görülür. Stuart Hall ise özellikle modern toplumlarda ideolojinin rolü ve metin analizlerine getirdiği özgün yaklaşımla, Williams ile birlikte Kültürel Çalışmalar kapsamında üzerine en çok vurgu yapılan sosyal bilimcidir.

Kapitalist toplumlardaki kültürel yapılanmanın analizi üzerine çalışmalar yapan Kültürel Çalışmalar Merkezi’nin temel eğilimi kültür olgusuna bakışında şekillenmektedir. Merkez Ortodoks Marksist yaklaşımların aksine kültürü ekonomik alt yapı tarafından belirlenen bir üst yapı kurumu olduğu yönündeki tezi kabul etmemekte; bunun yerine kültürün, “sıradan” olduğunu, halkın önceliklerini ve “kendisini” yansıttığını ileri sürerek teknolojik belirlenimcilik yerine, popüler kültürün olumlanması yönünde bir yaklaşımı tercih etmektedir.

Kültürel Çalışmalar’ın kitle kültürüne yaklaşımı Marksist yaklaşımlarla benzerlik göstermekle birlikte; kitle kültürü ile popüler kültür arasına bir ayrım koymasıyla Marksist gelenekten uzaklaşmaktadır. Kültürel Çalışmalar, popüler kültürü “yanlış bilinç” olarak değil; kitle kültürünün aksine “halkın sesi” olarak görmekte ve özellikle tüketilme anında halkın bilinçli tercihine vurgu yaparak, popüler kültür içerisindeki özgürleşim olanaklarını işaret etmektedir.

Kültürel Çalışmalar’a göre, kitle atomize bir yığın değil, tek tek bireylerden oluşmuş bir topluluktur ve her zaman iktidarın dilediği gibi yönlendirebileceği bir topluntu olarak ele alınamaz. Daha önceki sosyal bilimciler “kitleyi” kendileri dışındaki, “kültürel aptallar” olarak tanımlaması Kültürel Çalışmalar’da kabul görmemektedir. Kitle, Ekol’ün esas oluşturucusu Williams’ın sözleriyle “son derece komplike bir yapıya sahiptir” ve “doğru ve derinlikli analiz edilmesi” zorunludur.

İletişim Bilimi’ne eşsiz katkılar sunan Kültürel Çalışmalar Merkezi önce araştırma merkezi kimliğini kaybederek lisans alanında eğitim veren bir bölüme dönüştürüldü. 2000’lere kadar bir şekilde varlığını sürdürmeye devam etse de, 2002 yılında Birmingham Üniversitesi tarafından çalışmalarının verimliliğinin düştüğü gerekçesiyle, tartışmalı bir kararla kapatıldı.

Kaynak: M. Bilal Arık, “Medya ve Kültür Çalışmaları Kapsamında Kültürel Çalışmalar Ekolüne Bir Bakış”, Medyada Yeni Yaklaşımlar, Editör: Metin Işık, Eğitim Kitabevi, Konya, 2004

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.