Eddi Anter: “Hayat okulunda seçmeli ders olmaz.”

Kesmeşeker

Modern çağın getirisi “yalnızlık, mutsuzluk ve umutsuzluk” üzerine bir kitap: Kesmeşeker

1961 yılında İstanbul’da doğan Eddi Anter, ilk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladıktan sonra üniversiteyi İngiltere’de Brighton Polytechnic, Amerika’da University of Miami ve Nova Southeastern University’de okudu. Klinik Psikolog olan Anter, Türkiye’de Kurumsal Eğitimler ile birlikte farkındalık ve motivasyon üzerine kişisel konferansları vermenin yanı sıra bireysel terapi de uyguluyor.Ben Benim, Kabile, Kumbara, Lilly, İnkâr, Vakitsiz Kaybedenler, Kesmeşeker ve İkilem olmak üzere toplam 8 kitabı bulunan Anter’in Kesmeşeker kitabı yalnızlık, mutsuzluk ve umutsuzluk üzerine kurulu. Anter’in Kesmeşeker kitabında henüz 12 yaşında olan Mert’in yaşına karşın çok büyük acılarla dolu hikâyesi anlatılıyor. Ve tüm acılara rağmen umudun da her daim canlı olduğunu okuyanlara hissettiriyor.

Kesmeşeker

Geleceğe dair kurduğu tüm masum hayalleri tek tek yıkılırken ve geleceği göremezken umutsuz yaşamanın imkânsız olduğunu keşfediyor Mert ve bunu düşüncelerinde şu şekilde ifade ediyor: “Gelecek demek umut demekti. Umut olduğu müddetçe gelecek de gelecekti elbet.”

Mert’in içinde bulunduğu çıkmazlar ve çektiği acılar onu hayatı sorgulamaya iter. Ve ruh âlemini şu sözlerle anlatmaya çalışır: “Nice insanların, hayatlarını tam da hakkını vermeden yaşadıklarına denk geldim ve halen görmekteyim. Ahiret dünyası yalnızca bir fikirden ibaretse ve herkes kendi düşünceleriyle geleceğini yaratıyorsa, İlahi Sistem nasıl çalışıyor diye kafamı sürekli yoruyorum. Gelecek düşüncesi yok olduğunda, yarın görülemediğinde, umutsuzluğa düşüldüğünde, buna son vermek mümkünse ve gelecek de yok olabiliyorsa ahret dünyasını düşünmeyen ahreti yaşamayacak diye bir durum söz konusu olabilir mi? Kendi ölüm şeklimizi, korku veya arzularımızla biz mi tayin ediyoruz acaba? ‘Tensel’ yaşam bittiğinde, ‘tinsel’ deneyimler konusunda kendimizin etkisi var mı? Bu dünyada yaşanan ve düşünülenlerle bizler ahret hayatımıza yön verebilir miyiz? Düşündüğünü yaşarsın dediklerine ek olarak, ben düşündüğüm kadar yaşayansam bu fikir pek de uzak gelmiyor aslında.”

“Hepimiz aynı Allah’ın kulları değil miydik?”

Yaşına karşın çektiği acıların büyüklüğü karşısında kendini çaresiz hissedip yardım bekler hayattan ve çoğu zaman Allah’a olan inancını yitirir. 12 yaşındaki bir çocuğun penceresinden yaşadığı bunalımı şu sözlerle dile getirir: “Hepimiz aynı Allah’ın kulları değil miydik? Benim Allah’ım onlarınkinden farklı mıydı? Bu, güç sahibi olduğunu düşünen kişiler, güçsüz, âciz ve ufak çocuklara yaptıklarından sorumlu değiller miydi? Allah neredeydi? Benim O’na ihtiyacım olduğu zamanlarda ne yapıyordu? Benden başka herkesle ilgilenirken beni neden kenara bırakmış, hatta unutup atmıştı. Benim kıymetim diğerlerinden az mıydı? Neden? Bu sorulara cevap bulamayışım hayatı daha karamsar hale getirmem için yetiyordu. Gündüzler de aynı geceler kadar karanlıktı.  Güneş benim için doğmuyordu. Sabah olunca akşam olması için geceleri de gündüz olsun diye dua ederdim. Ümitsizlik Allah’tan uzaklaşmakmış. Yaşadıklarımın bir kâbus olmasını, gerçekten hayatımda yer almadığını düşünüyor hatta arzuluyordum. Olmadı. Bitmedi. Ben bittim, onların arzu ve istekleri bitmek bilmedi. Bir süre sonra dişlerimi sıkmaktan dişetlerim kanamaya başlamıştı.”

Eddi ANTER
Eddi Anter

İçindeki sorulara cevap bulamayınca bir vakitten sonra tek başına her şeyin üstesinden gelmesi gerektiğini anlar ve bunun bilincinde olduğunda artık büyümeye başlamıştır Mert. “Birine bağlı ya da bağımlı olmak istemiyorum artık. Kimselerden bir medet ummak niyetinde de değilim. Artık herkesten gidiyor ve kendime dönüyorum. Kendimi bulduğumdan beri her şeye sahip olduğumu fark ediyorum.”

“Ve biter. Sınandığın her neyse geçer.”

Acılar karşısında ezilmiş ve ezildikçe olgunlaşmış Mert bir vakitten sonra öyle bir noktaya gelir ki artık hiçbir şey kendisini yıkmaya yetmez. “Belli zaman sonra bir an gelir ya da bir olay olur ve artık acı, acı olmaktan çıkar. Acıtmaz hale gelir. Alışır, katlanır, razı olursun. Çaresizlik biter. Sen bitersin ve anlarsın ki sona gelmişsindir. İçinde bir yerde bilirsin ki bu nihai son değildir. Sonlardan bir tanesidir. Daha kim bilir kaç tane son gelecektir? Ne zaman son kendini bulacaktır? Son olmadan, sen sonlanmadan nasıl diye sorarsın kendine. Kim bilir daha kaç kere bunu yaşayacaksın? Bitmek, bitmek bilmezken sen tükenirsin. İşte o zaman aklına şu gelir: Sıfırı tüketmeden Bir’e varamazsın. Aynen de bu oluverir. Sen içindeyken, farkında bile değilken, aniden dışına çıkıverirsin. Birdenbire gerçekleştiğinden, anlam vermekte zorlanırsın. Ve biter. Sınandığın her neyse geçer.”

Cihan Kaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.