Türk Futbolu’nda devrimin adı: Jupp Derwall

Batı Alman Milli Takımı’nın Eski Teknik Direktörü Jupp Derwall, pek çok spor adamı tarafından Türk futbolundaki zihniyet devriminin öncüsü olarak kabul edilir.

1984 tarihinde Galatasaray’ın teknik direktörü olan Derwall aynı zamanda Milli Takımlar Başdanışmanlığına getirildi. Derwall’in milli takıma katkısı teknik adam düzeyinde olmadı, daha çok yıllarca milli takıma en çok futbolcu veren, Galatasaray’da başardıklarının milli takıma yansıması üzerinden gerçekleşti. Derwall Türk futbolculara önemli bir özgüven aşılayarak futboldaki çıkışın en önemli mimarlarından biri oldu.

Derwall’le beraber 14 yıl aradan sonra şampiyon olan Galatasaray takımın kaptanı Cüneyt Tanman’a göre,“Derwall’le birlikte altyapıda oynadığımız sahalar  kullandığımız malzemelerin kaliteleri ve her şeyden öte kafa yapılarımız farklılaştı. Avrupalı’yla başa baş oynayabiliriz fikri yerleştirildi. Zaman içinde onların çok farklı olmadıklarını, hatta yetenek açısından daha iyi yerlerde bulunduğumuzu fark ettik. Problemimiz iş disiplini ve kolektif uyumdu.”

Derwall, Galatasaray’da günlük başarı peşinde koşmadı, hedeflediği değişimi köklü ve sistemli bir biçimde ele aldı. İşe antrenman sahasının iyi çimlenmesiyle başlayan Derwall şansa değil doğru kurulmuş sistemlere inanırdı. O’na göre ancak, özenli yönetim, iyi organizasyon, kendi takımımın durumunu doğru değerlendirmek, gücünü geliştirmek gibi etkenlerle futbol ilerleme sağlayabilirdi. 80’lerde geçmişten gelen alışkanlıklar doğrultusunda, Türk futbolunda bireysellik çok baskındı. Sisteme inanmayan ve ekip çalışmasıyla sorunları olan bir ülkeye futbol alanında kolektif bir bilinç kazandırmak Derwall için hiç de kolay olmamıştı.

Derwall o günleri şöyle anlatıyordu:“Maçlarda iç içe geçmiş kombinasyonlar çok ender görülüyordu. Herkes kendi oyununu oynuyor, takım oyunu ortaya koymak yerine kendini göstermeye çalışıyordu. Uzun çalımlar ve topun uzun süre ayakta tutulmaya çalışılması, topun kaybedilmesi ve karşı atakların başlamasına neden oluyordu. Hızlı, tek pas yapıp ve sade biçimde ileriye doğru oynamak yerine topu çarpraz ve geriye doğru oynamayı tercih ediyorlardı. Topu okşamak, cambazlık yapmak, kendi kendilerine bir şeyler yaratmak ve kişisel bir olay yaşamak istiyorlardı. Ben de Türklerdeki zihniyet meselesinin, yaşama, çalışma, oynama biçimlerine damgasını vuran  ve değişime pek öylece çabucak cevap vermelerini engelleyen, ruhsal bir biçimi olduğunu kısa zamanda anladım.”

Derwall  ilk geldiği sezon Galatasaray, ligi 5. bitirdi, sadece Türkiye kupasını alabildi. Ertesi sezon da ligi  namağlup bitirmesine rağmen, Beşiktaş’ın ardından 2. olabildi. Galatasaray Yönetimi şampiyonluktan uzak 14 sezona rağmen Derwall ile devam etti ve nihayetinde beklenilen şampiyonluk geldi.  Şampiyonluktan uzak geçen iki yılın ardından Galatasaray üst üste iki kez şampiyon oldu ve bu dört yılda Avrupa kupalarında çok başarılı maçlar oynadı ve hatta 1989 Şampiyon Kulüpler Kupası’nda Mustafa Denizli ile yarı finale dek yükseldi. Derwall ve ardından gelen ünlü futbol adamlarının ve önemli yabancı futbolcuların Türkiye’de görev almaları Türk futbolcularının dünyaya entegre olmalarını kolaylaştırdı, kendilerine olan  güvenlerini geliştirdi ve oynanan futbolun kalitesini yükseltti.

Kaynaklar

Cüneyt Tanman (2002) “Bir Sürecin Sonu”, Radikal Futbol , 25 Haziran 2002

Jupp Derwal (1993) Türkiye Anıları, İstanbul: Bersay Yayıncılık, s.46

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.