‘‘Sporun Balzac’ı’’ İslam Çupi’den 5 leziz saptama

Türk spor basının en yetkin, üslubu en belirgin yazarlarından biri olan İslam Çupi, İletişim Yayınları’ndan çıkan kitapları sayesinde, onu gazete yazılarından takip edemeyen kuşaklara ulaşıyor. Bu kitaplardan yaptığımız seçme, Beşiktaşlı ünlü Baba Hakkı (Yeten) tarafından ‘‘Sporun Balzac’ı’’ olarak tanımlanan üstadın eşsiz betimlerini içeriyor.

Yılardan Esintiler: Dünya ve Avrupa futbolunun başına hangi vasıf zenginliğinden geldiği pek belli olmayan FİFA ve UEFA kurulları, bu kuruyan oyun için tekrar kaynak potansiyeli arayıp, dünyanın bozulan erkek çocuk konjonktürünü yerli yerine oturtacak çareler aramak ve futbol eğitiminde köklü değişiklik yapmak yerine, kuralların tahribatı konusunda , çok aşırı vandalizmin kılıçlarını sallamaktadır. (7.3.1995)

Bugünden Düne dair: Futbolun güzeli ve kural bolluğu ve adaleti, ne hakemi sahada polis gibi dolaştırarak , yani zaptiye usullerini çoğaltarak sağlanır. Futbolun güzeli klas ve yıldız futbolcu ile sağlanır. Bunun sahaya basacak başka ayağı yoktur. Eğer FİFA ve UEFA’daki saygılı ihtiyarlar, futbolun 40-50 yıl önceki dünya seviyesine gelmesini istiyorlarsa, topun peşinden altılı ganyana koşan, at beygir yerine , futbolu insan gibi oynayacak varlıklar koyması lazım santraya. (2.7.1996)

Hatıralar: Gelmiş geçmiş en büyük lefter, kendi kampını, kendi futbolunu, kendi beslemesini kendisi ayarlardı. Büyük maçlardan önce kampa girdiğinden, ona yutsun diye verdikleri vitamin haplarını yutmaz, lavaboya atardı. Böylesine has milli ve mahalliydi Lefter Fenerbahçe ve futbolda. (30.3.1999)

Futboldan Başka Her Şey Var Burada: 1950 yılında İstanbul’da futbolcunun “saha içi marifetleri” dışında sade bir vatandaştan farkı yoktu. Sade bir vatandaşın giydiğini giyer, yediğini yer, belediye vasıtaları ile seyahat eder, çoğu ise yönetimin iş güç sahibi kodamanlarından torpilli çalışırdı. Benim yaşımda futbola meraklı o zamanın İstanbul çocukları, üç büyüklerin oyuncularını oturdukları semtte görür,i sinema ve tiyatroya birlikte gider, hele iple çektikleri antrenman günlerini tramvay tren veya vapurda “kucak kucağa” seyahat ederek bitirirlerdi. (S.231)  Şimdi ise mukavele bitiminde tam profesyonel, onun dışında tam makyevel. (6.1.1998)

Fenerbahçe Bu Camın Üstündedir: Her görüntüyü kendi camına germek gibi, dünyanın en kuvvetli yapıştırıcısı rolüne çıkan TV ; öyle görünüyor ki, ikinci devredeki lig futbolunu da kendi ışıkları altında dans eden bir esir rakkase durumuna sokacak. TV’nin görüntü satın almak için oraya buraya saçtığı milyarlar “müşteri ve mal” piyasa kuralları düşünüldüğünde , hiç kimsenin itiraz sesini yükseltemeyeceği bir serbest ticaret şeklidir. TV’nin dizi satın alması, eski ve yeni filmleri seyircisine izletmek için kasalarına el sokması dünyanın öbür ucundaki sportif ve sosyal olayları  naklen yayın yolu ile Türkiye’deki bir evin oturma odasına sokması “patron-müşteri” ilişkileri dikkate alındığında, rekabetin doğal çizgisi addedilmek gerekir. Liberalizm kuralları içinde, yapılan işi daha iyi yapmanın yollarını aramak, seyircinin ilgisini  daha çoğaltmak konusunda iyi eser, iyi aktör, iyi aktris almak, haftalık ve aylık programların bir numarası olması için , hem düşünce üretip hem para akıtmak TV rekabetine saygı duyulacak mücadele yoludur.  (1.2.1994)

 

Kaynak:  İslam Çupi, “Futbolun Ölümü”, İletişim Yayınları, İstanbul, 2002. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.