İki Kıtanın Sultanı, İki Denizin Hâkimi: Fatih Sultan Mehmed

St. Helen Adası’nda sürgünde olan Napolyon Bonaparte’a “Fatih Sultan Mehmed mi büyük, yoksa siz mi daha büyüksünüz?” sorusunu yöneltirler. Fransız hükümdarın yanıtı şöyle olur: “Büyüklükte ben onun çırağı bile olamam, çünkü ben, kılıçla zapt ettiğim yerleri henüz hayattayken geri vermiş bir bedbahtım. Fatih ise fethettiği yerleri nesilden nesle intikal ettirmenin sırrına ermiş bir bahtiyardır.”

“Benim gücümün yetiştiği yere, başkalarının hayali yetişemez.” diyordu Fatih Sultan Mehmed. Peygamber övgüsüne mazhar olan, İstanbul’u fetheden komutandı. Kendisini “Sultanü’l Berreyn, Hakanü’l Bahreyn, Kayser-i Rûm” (İki Kıtanın Sultanı, İki Denizin Hâkimi) olarak tanımlıyordu.

Devrinde Osmanlı İmparatorluğu sadece askerî olarak değil, bilim alanında da altın devrini yaşadı.  Adını taşıyan camiinin etrafına “Semaniye Medresesi” adı verilen 8 medrese yaptırdı. Bu medresede, fen bilimleri yanında tefsir, fıkıh ve hadis dersleri de okutulmuştur. İslam ülkelerinden 200 binin üzerinde yazma eser toplanmıştır. Bugün bu eserler başta Süleymaniye Kütüphanesi olmak üzere, İstanbul’un büyük kütüphanelerinde yer almaktadır.

Avnî mahlasıyla yazdığı şiirler, onun ne denli büyük bir şair olduğunu da gösteriyor.

Kesmezem ağyâr cevri ile cânândan ümid

Kim kesilmez havf-ı şeytân ile îmândan ümid

Diyor ki; rakibin verdiği sıkıntı ile sevgiliden ümidimi kesmem, ki şeytan korkusu ile îmândan ümid kesilmez…

Fatih’in daveti üzerine İstanbul’a gelen ve Osmanlı Devleti’nin matematik ve astronomi alanlarında en önemli kişiliği olan Ali Kuşçu, Fatih Sultan Mehmed devrine damgasını vurmuştur. Ali Kuşçu, İstanbul’un enlem ve boylam derecelerini hesaplamış ve Ayasofya medresesi müderrisliğinde çalışmıştır.



Fatih Sultan Mehmed, Türk devlet geleneğine uygun olarak bilimi teşvik etmiş, bilginleri himaye etmiştir. İtalyan ressam Bellini’yi İstanbul’a davet ederek, portresini yaptırmıştır. Yaptıkları ile tarihin akışını değiştiren büyük bir sultandır. Onun hakkında büyüklüğüne yakışan sözler söylendi:

“Böyle bir harikayı kim gördü ve kim işitti? Mehmed, karayı, denizde olduğu gibi geçti ve Bizans’ı mahvetti ve hakiki altın gibi parlayan İstanbul’u fetheyledi.” Bizans’lı tarihçi Prens Dukas

“Fatih… İnsanlık tarihinin belki en parlak hükümdarı. Şahsiyeti renkli, çok cepheli, çok manalı ve dünya tarihinde çok müessir. Peygamber müjdesiyle belirtilmiş bu mânâda mucizeyle teyid edilmiş tek hükümdar.” Ergun Göze

“Son bin yılda Rumcayı en iyi bilen ve konuşan insan –Rumlar dahil olmak üzere- Sultan Fatih’tir.” Arnold Toynbee

“Fâtih hakkında ben ne yazayım? O, kendi kendisi zaten tarihe yazmış.” Nihal Atsız

“Fatih, bütün imparatorların en büyüğüdür.” Franz Babinger

“Fatih, cedlerinden kalan ülkeyi bir misli genişletip devleti nasıl imparatorluğa yükselttiyse şair Avni de şiiri, işte böyle insanlık duygularının en üst tabakalarına kadar yükseltmeyi bildi.” İsmail Habip Sevük

“Gelmez cihana, gayri gelmez bir öyle serdar.

Fatih göç etti… Kaldı tarihe Yâd-ı hünkâr.”

Arif Nihat Asya

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.