Kitapları yakabilirsiniz, kelimeleri asla!: Fahrenheit 451!

“Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Bir şey eksik. Etrafa bakındım. Ortadan kaybolduğunu kesinlikle bildiğim tek şey, on-on iki yıldır yaktığım kitaplardı.”

George Orwell’in 1984’ü, Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sı gibi hayatımıza yön veren, her ne kadar ütopik ve distopik olarak adlandırılsalar da yıllarca geçerliliğini koruyan ve hayatımızdan kesitleri bulabileceğimiz eserlerden belki de en önemlisidir Fahrenheit 451. Margaret Atwood roman hakkında şöyle söylüyor: “Yazılmış en iyi bilimkurgu romanı. İlk okuduğumda, yarattığı dünyayla kabuslar görmeme sebep olmuştu.”

Ray Bradbury’nin 1953 yılında yayınlanan romanı Fahrenheit 451, dünya tarihine pek de uzak olmayan bir distopya örneği. Ortaçağ’da hüküm süren skolastik düşünceye benzer otoriter bir rejimin hikayesini anlatan yazar, kitap yakan itfaiyecilerin sorgusuz sualsiz işlerini yapmalarını, kitap okuyan ve okumayan insanlar arasındaki farkı ustalıkla sunuyor.  (Fahrenheit 451, kitap sayfalarının yanma ısısını temsil ediyor ve santigrat biriminde 232.77’ye tekabül ediyor.)

Kelimeler Yanmaz!

Kitapların yasaklanması ve yakılması tarihte örneğine rastlanmamış bir olay değil. Özellikle Ortaçağ dönemlerinde kitapların yakıldığını ve yasaklandığını, eserlerinden ve söylediklerinden dolayı pek çok insanın öldürüldüğünü biliyoruz. Ray Bradbury, kitapların yakılmasını konu ettiği Fahrenheit 451’de asıl işi kitap yakmak olan bir itfaiyecinin hikayesini anlatıyor. İşini severek ve sorgulamadan yapan itfaiye memuru Guy Montag, 10 yıldır kitap yakıyordu. Sorgulamadan yaptığı işi ve ‘normal’ devam eden hayatı 17 yaşında genç bir kızla tanışınca değişmeye başladı. İnsanların korkacak bir şeyleri olmadığı zamanları Montag’a anlatan 17 yaşındaki genç kızın söyledikleri, Montag’ın hayatını baştan sona değiştirecek ve yaptığı işi sorgulamasına neden olacaktır.

Yasaklar Zamanı

Bradbury kitabında yalnızca kitapların yakılmasını değil, insanların sosyal yaşamlarını etkileyen bir takım yasakları da aktarıyor. İnsanların birbirleriyle sohbet etmeleri, kendi işleri dışında başka meşguliyetler edinmesi yasaktır. Kitap okumak dahil pek çok şeyin yasak olduğu bu distopyada yazar, insanları ikiye ayırarak anlatıyor. Anlatılan ilk insan yasakları, hayatı sorgulamadan yaşayan, kitap okumayan, televizyon izleyenlerden oluşuyor. Bu insanlar, yasaklara harfiyen uyarak cahil kalmayı tercih ediyor ve böylelikle yönetilmeleri daha kolay oluyor. Sistemin yarattığı bu insan tipinde düşünmek yasak! İtaat et ve yaşa… Anlatılan bir diğer insan tipi ise, kitap okuyan, düşünen ve sorgulayan insanlar. Bu insanların, diğer tip insanlara nazaran daha iyimser olarak tasvir edildiği kitapta, kitap seven insanların tahammül edemeyeceği bir devlet yönetimi söz konusu.

Kaynak: Ray Bradbury, “Fahrenheit 451”, (çev. Dost Körpe), İthaki Yayınları, İstanbul.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.