En önemli Türk romanlarının ilk cümleleri

“Bizim romanlarımız şarkılarımızdır” demişti Yahya Kemal. Roman türünün tarihi bizde çok eskilere gitmese de, ilk romancılarımızdan bugüne çok değerli romanlar kaleme alındı. Bunlar içinde bazıları dünya çapında ilgi gördü. Tolstoy’a, Borges’e, Joyce’a verilmeyen Nobel ödülünü bile aldık… Önemli gördüğümüz Türk romancılarımızın romanlarının ilk cümlelerinden bazıları şöyle:  
“Mümtaz, ağabey dediği amcasının oğlu İhsan’ın hastalığından beri doğru dürüst sokağa çıkmamıştı.” Ahmet Hamdi Tanpınar – Huzur
“Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi, benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır.” Sabahattin Ali – Kürk Mantolu Madonna
“Beni tanıyanlar, öyle okuma yazma işleriyle büyük bir ilgim olmadığını bilirler.” Ahmet Hamdi Tanpınar – Saatleri Ayarlama Enstitüsü
“Olay, 20. yüzyılın ilk yarısında, bir gece, Turgut’un evinde başlamıştı.” Oğuz Atay – Tutunamayanlar
“Toros Dağlarının etekleri, ta Akdeniz’den başlar.” Yaşar Kemal – İnce Memed
“Sen-Jan şövalyelerinden Notus Gladyus, sayvana çıkan merdivenin kapısında, hancı güzeli yerine karayağız oğlanı görünce somurttu.” Kemal Tahir – Devlet Ana
“Yurdum dedikçe gözümün önüne hep güvercinler ve leylekler gelir.” Safiye Erol – Ciğerdelen
“Neriman ve Şinasi Darülelhan’dan beraber çıktılar, Vezneciler’e kadar beraber yürüdüler.” Peyami Safa – Fatih Harbiye
“Sakarya savaşından sonra düşman orduları Haymana, Mihalıççık ve Sivrihisar bölgelerini, bize, yer yer ateş yığınlarıyla örtülü ıssız ve engin bir virane halinde bıraktı.” Yakup Kadri Karaosmanoğlu – Yaban
“Döndü, baktı: Oda kapısı yine kendi kendine açılıyordu; hem de bununla üçüncü defa.” Mithat Cemal Kuntay – Üç İstanbul

“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” Orhan Pamuk – Yeni Hayat
“Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kâinattan 7079 yıl, İsa Mesih’ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Konstantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.” İhsan Oktay Anar – Puslu Kıtalar Atlası
“1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın’ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler.” Sabahattin Ali – Kuyucaklı Yusuf
“Kamlançu ülkesine bahar gelip de kuşlar ötüşmeye başlayınca, ağaçlarda ve yerlerde çiçekler açınca Yüzbaşı Burkay yine o büyük çam ağacının yanına geldi.” Nihal Atsız – Ruh Adam
“Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi.” Yusuf Atılgan – Aylak Adam
“Önü sıra sürüklediği kurşunî bulutlarla ufuktaki dağları silerek Ege Denizi’ne, ağlamaklı bir şubat akşamı iniyordu.” Kemal Tahir – Esir Şehrin İnsanları
“Önce Tekke Deresi’nin üstü karardı, sonra şimşekler çakmaya başladı, ardından da yağmur boşandı.” Tarık Buğra – Küçük Ağa
“Maun sandalla çarpışmayı andıran bu tesadüflere artık o kadar alışmıştılar ki bugün Kalender’den dönerken gene onun adeta çarparcasına yakından sıyırıp geçişini fark etmemiş göründüler.” Halid Ziya Uşaklıgil – Aşk-ı Memnu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.