Wallerstein’den sosyal bilimcilere ahlaki bir rota: Sosyal Bilim ve Çağdaş Toplum

Immanuel Wallerstein’ın Bildiğimiz Dünyanın Sonu kitabında yer alan Sosyal Bilim ve Çağdaş Toplum isimli makalesi sosyal bilimin günümüzde karşı karşıya kaldığı önemli tehditlere dikkan çeken eşsiz bir metindir. İlgili makalenin bazı önemli pasajlarını sizler için derledik:

Toplumsal iyileşmenin mümkün olduğuna duyulan inanç, modernliğin temel taşlarından biriydi. Şunu vurgulamak gerekir ki, bireyin ahlaki açıdan illa ki daha iyi olacağı savunulmuyordu. Bireyin günahkârlığı aşması, yani kadim dinlerin hepsinin aradığı şey, Tanrı’nın hükmüne (ve inayetine) tâbi kalmıştı. Bunu değerlendirip ödüllendirmek öbür dünyanın işiydi. Modern dünya azimli bir biçimde bu-dünyaya yönelik olmuştur. Vaat ettiği her şey burada ve şimdi, ya da burada ve kısa bir süre içinde geçerli olacaktı. Ekonomik iyileşme (nihai olarak yine herkes için iyileşme) vaat etmesi bakımından kararlı bir biçimde materyalist bir arayıştı onunki.

Hepimize, tarihsel sistemimizin bir gün, herkesin yeterli (demek ki, eşit) imkânlardan yararlanacağı ve hiç kimsenin başkalarının sahip olmadığı imtiyazlara sahip olmayacağı bir toplumsal düzen kurmayı başaracağı vaat edildi. Tabii ki, gerçekliklerden değil, yalnızca vaatlerden bahsediyorum. Yine de Ortaçağ Avrupasındaki, T’ang Çinindeki ya da Abbasi Halifeliğindeki hiçbir filozof, bir gün yeryüzündeki herkesin maddi olarak iyi durumda olacağı ve imtiyazın ortadan kalkacağı öngörüsünde bulunmuş değildi. Daha önceki bütün felsefeler hiyerarşilerin kaçınılmaz olduğunu varsayıyor ve bu yüzden de dünyevi kolektivizmi reddediyordu.

Bu bilimsel faaliyeti kuşatacak tam bir dünya görüşü yaratılmıştı. Bilimcilerin “tarafsız” oldukları söyleniyor, böyle olmaları isteniyordu. Bilimcilerin “ampirik” oldukları söyleniyor, böyle olmaları isteniyordu. Bilimcilerin “evrensel” doğruları aradıkları söyleniyor, böyle olmaları isteniyordu. Bilimcilerin “basit” olanı keşfettikleri söyleniyor, böyle olmaları isteniyordu. Onlardan karmaşık gerçekleri çözümleyerek bunları yönlendiren basit, en basit temel kuralları saptamaları talep ediliyordu. Son olarak, belki de hepsinin en önemlisi, bilimcilerin nihai nedenleri değil etkili nedenleri açığa çıkarttıkları söyleniyor, böyle olmaları isteniyordu. Üstelik, bütün bu betimleme ve isteklerin bir paket oluşturdukları söyleniyordu; hepsi bir arada ele alınmalıydı.

Siyasi bir ideoloji olarak liberalizmin stratejisi, değişim idare etmekti ki bu da değişimin doğru insanlar tarafından doğru şekilde gerçekleştirilmesini gerektiriyordu. Nitekim liberallerin ilk olarak, bu idarenin ehliyet sahibi insanların elinde olduğunu garantiye almaları gerekiyordu. Ehliyetin de ne miras yoluyla seçim (muhafazakâr önyargı) ne de popülerlik yoluyla seçimle (radikal önyargı) garanti altına alınamayacağına inandıkları için, geride kalan tek olasılığa, liyakat yoluyla seçime döndüler ki bu da kuşkusuz entelektüel sınıfa ya da en azından bu sınıfın “pratik” meseleler üzerinde yoğunlaşmaya hazır kesimlerine dönmek anlamına geliyordu. İkinci şart, bu ehliyet sahibi insanların edinilmiş önyargılardan değil, önerilen reformların olası sonuçları konusunda önceden sahip olunan bilgiden hareket etmeleriydi. Böyle hareket etmek için de toplumsal düzenin gerçekte nasıl işlediğine dair bilgiye ihtiyaçları vardı ve bu, araştırmaya ve araştırmacılara ihtiyaçlar olduğu anlamına geliyordu. Sosyal bilim liberal girişim için kesinlikle can alıcı bir önem taşıyordu

Karanlık bir döneme giriyoruz; bu dönemde Bosna ve Los Angeles’da yaşanan korkunç olaylar büyüyüp her yerde karşımıza çıkacak. Entelektüel sınıf olarak sorumluluklarımızla karşı karşıyayız. Ve belirli bir siyaseti rasyonel olarak adlandırarak ve böylece bu siyasetin erdemlerini dolaysız olarak tartışmayı reddederek siyaseti yadsımak burada işe yarayacak en son şeydir.

Sosyal bilim liberal ideolojinin eklentisi olarak doğdu. Eğer böyle kalırsa, liberalizm ölürken o da ölecektir. Sosyal bilim kendini toplumsal iyimserlik öncülü üzerine inşa etti. Toplumsal kötümserliğin damgasını vuracağı bir dönemde söyleyecek bir şey bulabilecek midir? Ben, biz sosyal bilimcilerin kendimizi bütünüyle değiştirmemiz gerektiğine, aksi takdirde toplumla rabıtamızı yitirip önemsiz bir akademinin önemsiz bir köşesine çekilerek, unutulmuş bir tanrının son keşişleri olarak anlamsız törenlerle vakit geçirmeye mahkûm olacağımıza inanıyorum. Hayatta kalmamızın kilit unsurunun, tözel rasyonaliteyi entelektüel kaygılarımızın merkezine geri getirmek olduğuna inanıyorum.

Entelektüel sınıf, dayatma, vahiy ürünü hakikat yağmurundan kaçayım derken, formel rasyonalite mistisizmi dolusuna tutuldu. Gramsci’nin hatırlattığı gibi, bunu hepimiz yaptık, Marksistler bile.

Sosyal bilimin kendini yeniden yaratması gerekiyor.Sosyal bilim, bilimcilerin toplumsal kökleri olduğunu ve bedenlerinden ne kadar kaçabilirlerse zihinlerinden de o kadar kaçabilecekleri için bilimin tarafsız olmadığını, olamayacağını fark etmelidir. Ampirizmin masum olmadığının, her zaman belli apriori bağlılıkları varsaydığının farkına varmalıdır. Hakikatlerimizin evrensel hakikatler olmadığının ve eğer evrensel hakikatler varsa bile bunların karmaşık, çelişkili ve çoğul olduklarının farkına varmalıdır. Bilimin basitin aranması değil, karmaşığın en makul yorumunun aranması olduğunun farkına varmalıdır.

İki yüz yıldır yanlış yollarda gezindik. Başkalarını yanlış yönlendirdik, ama en önce kendimizi yanlış yönlendirdik. Kendi kendimizi, insan özgürlüğüne ve kolektif refaha ulaşmak için verilen gerçek mücadelenin dışına itiyoruz. Eğer bizim dışımızdaki herkesin (daha doğrusu herhangi birinin) dünyayı değiştirmesine yardım etme gibi bir umudumuz olmasını istiyorsak kendimizi değiştirmeliyiz. Her şeyden önce, ukalalık desibellerimizi düşürmeliyiz. Bütün bunları yapmalıyız çünkü sosyal bilimin gerçekten de dünyaya sunacak bir şeyleri vardır. İnsan sorunlarına insan zekâsını uygulama ve böylece insanın potansiyelini gerçekleştirme imkânını sunabilir; bu da çok büyük bir şey olmayabilir ama insanların şimdiye kadar ulaştıklarından fazla olduğu kesindir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.