Üniversite Nasıl olmalı: Bir Dekan Anlatıyor

Henry Rosovsky, Harvard Üniversitesi’nin en büyük fakültesi olan Fen-Edebiyat Fakültesi’ndeki onbir yıl dekanlık  tecrübesini bu kitabında öğrencileriyle paylaşıyor. Türkiye’deki eğitim sistemi üzerinde akademisyenleri, ciddiyetle düşünmeye davet eden kitaptan, bazı değerli anektotları sizler için derledik:

Üniversitede herkes, en yakın amirinin bir üstüne herhangi bir kararın düzeltilmesi için başvurabilmelidir. Bir Profesör fakültenin üstündeki makamdan yanlışın düzeltilmesini isteyebilmeli; öğrencilerin profesörlerin kararına karşı bölüm başkanına başvurmasına olanak verilmelidir.

Öğrenci temsilcilerine ve öğretim üyeleri senatolarına resmi ve kesin öneride bulunabilme yetkisi verilmeli ve buna göre belirli bir oy oranı sağlandığın da herhangi bir öneri üniversitenin yönetim ile ilgili kuralları tarafından görüşülebilmeli ve sonunda oylanabilmelidir.

Entellektüel görüş açısından Amerikan üniversiteleri dünyanın değişik bölgelerindeki üniversitelere kıyasla, daha fazla ve daha yapıcı bir şekilde değişmişlerdir. Bu bilinen bir şeydir; yurt dışında her hangi bir ülkede yüksek öğrenim reformuna ilişkin çalışmalar, genellikle Amerikan modelinin incelenmesiyle başlar. Bunun rastlantı olmadığını belirtmek isterim. Bizim üniversitemizin, gerçekten yüksek nitelik taşımalarında en büyük etmenin, Amerikan yönetim felsefesinden kaynaklandığına kuvvetle inanıyorum. Amerikan yönetim felsefesi önderliği olanak verir ve rekabet ile bağımsızlığın bileşimidir. Bu çok yüksek bir düzeyde başarıya yönelten en etkili öğe olur.

Rektöre bir bilim dalındaki en iyi bir politika, bilim adamını kendi düşüncesine göre şekillendirme yetkisi verilmemiştir. Onun görevi, kuralların doğru olarak uygulandığından emin olmak ve uzmanlar arasındaki düşünce ayrılıklarında hakemlik yapmak, özetle derin bilgiye sahip olanlardan çıkan farklı sesleri göz önüne alarak açık bir politika geliştirmek ve uygulanmasına çalışmaktır.

Eski dekanlara ve rektörlere, görevde bulundukları sırada yaptıkları iş orta derecede olsa bile, normalin üzerinde nezaket ve saygı gösterilir. Bu konu, idari görevlerin neden ancak nadiren geri çevrildiğini açılayabilir.

Öğrenciler eğitimin tüketicileridirler ve genellikle eğitimin kalitesi hakkında genellikle değerli görüşleri vardır; bunlar göz önüne alınmalıdır. Eski öğrenciler(mezunlar) özellikle de profesyonel lisans üstü okulların mezunları, eğitimi ve programların etkinliğini en iyi şekilde değerlendirebilecek yargıçlardır. Bunların sözleri de dikkate alınmalıdır. Ayrıca hepimiz, profesyonel üniversite yöneticilerinin, sekreterlerin ve teknik personelin çok önemli bir bilgi birikimine sahip olduklarını biliriz. Ama akılcı görülebilecek yüzeysel düşüncelerle, bir konuyu derinliğine anlamak ve bunun getireceği sorumluluklar aynı şey değildir.

Bu sistemin iki noktası üzerinde durmaya değer. Birincisi, bölüm ve başkanları, dekanlar, rektör yardımcıları gibi üst ve orta düzey yöneticiler göreve seçimle gelmezler. Atamayla göreve başlarlar ve işlerine son verilebilir. Bu, işin püf noktasıdır, çünkü öğretim üyelerince yapılan seçimler genellikle zayıf liderlerin iş başına gelmesine yol açar.

Bilim adamların gelişimi değişik hızlarda olur. Kimisi gelişme hedefine geç ulaşır, kimisi çok erken parlar ama kırkından sonra donuklaşır. Bu riskler, profesör ile üniversite arasında toplumsal sözleşmeyi kabul eden bir sistemde gerçekten kaçınılmazdır.

Okul ücretini ödeyebilecek durumda olmak, okula kabulde en önemsiz rolü oynar.

Başkalarının neler başarmış olduğunu düşünmek insanda alçakgönüllülük duygusu (en azından bu duyguyu hala duyabilenlerde ) uyandırıyor.

İnsan büyük bir okula kendisini tanımak için gider.

Araştırma=özenli sorgulama; kabul edilegelmiş yargıların değiştirilmesi amacıyla, yeni bulguların ışığında yapılan, genellikle eleştirel ve çok kapsamlı inceleme ve deneylerdir.

En çok satılan kitaplardan birini yazmak ,televizyonda görünmek yada halka açık konferanslar vermek gibi şeylerin hepsi “ücreti yetersiz” bir akademisyenin cebini doldurmaya yardımcı olur.

Hareketli , canlı, münazaradan ve tartışmadan hoşlanan, tümüyle çağdaş beyinlerden daha iyi öğretmenler çıkar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.