Umberto Eco’dan tez yazarlarına yabancı dil tavsiyeleri

Türk okurlar tarafından yakından takip edilen bir yazar olan Umberto Eco, 1977 yılında yayınlanan ve Türkçe olarak Can Yayınları tarafından yayınlanan “Tez Nasıl Yazılır?” kitabında tez yazan öğrenciler için yabancı dil bilme konusunda tavsiyelerde bulunuyor. “Bilmediğim ya da öğrenme eğilimi taşımadığım dilleri bilmemi gerektiren bir tez konusu seçmemem gerekir” diyen Eco, tez yazarının karşısına çıkacak riskler konusunda uyarılarda bulunuyor:

 

  • Eğer bir yazarı özgün dilinde okuyamıyorsanız; o yabancı yazar üzerine tez yazamazsınız. Bu söylediğimizi tek başına değerlendirdiklerinde sanki bir şairden söz ediyormuşuz gibi anlaşılır; pek çokları Kant, Freud ya da Adam Smith üzerine bir tez için böylesine temkinli bir yaklaşımın gerekli olmadığına inanır. Oysa bu durumda temkinli olmak en az iki nedenle gereklidir. İlki ve en önemlisi: O yazarın eserlerinin tamamı çevrilmemiş olabilir ve yazarın düşüncesinde kilit rol oynayan ve entelektüel formasyonunu anlamanıza yarayacak küçük ve kıyıda köşede kalmış bir eserini bilmiyor olmanız vahim yorum hatalarına neden olabilir. İkincisi ise, belli bir yazar hakkında yazılanların büyük bir bölümü genelde yazarın yazdığı dilde olduğundan, yazarın tüm eserleri çevrilmiş bile olsa yorumcuları her zaman çevrilmiş olamayacaklarından, üstelik çeviriler de her zaman bir yazarın düşüncesini hakkıyla aktarmadıklarından, tez yazmak yazarın özgün düşüncesini yeniden keşfetmek anlamına geldiğinden, üstelik bunu yaparken yazar ve düşüncesi hakkındaki çeşitli türden yaygın bilgilerin ya da çevirilerin yanlış aktardıkları yerleri düzeltmek gerektiğinden yabancı bir dil bilmek gereklidir. Bir tez yazmak okul kitaplarında yaygın olarak kullanılan “Foscolo klasiktir ve Leopardi romantiktir” veya “Platon idealisttir, Aristoteles realist” ya da “Pascal yüreğe hitap eder, Descartes akla” türünden yaygın formüllerin ötesine geçmek anlamına gelir.
  • Bir konuyla ilgili en önemli eserler bilmediğimiz bir dilde yazılmışsa o konuda tez yazılamaz. Çok iyi Almanca bilen ama Fransızca bilmeyen bir öğrenci, Nietzsche Almanca yazmış bile olsa günümüzde Fransızca bilmeden onun hakkında bir tez yazamaz: Çünkü son on yıldır Nietzsche’yi yeniden değerlendiren en ilginç çalışmalardan bazıları Fransızcadır. Aynı şey Freud için de geçerlidir: Viyanalı üstadı, Amerikalı revizyonistlerin ya da Fransız yapısalcıların konuyla ilgili okumaları göz önüne almadan yeniden okumak zor olacaktır.
  • Sadece bildiğimiz dillerde yazılmış eserleri okuyarak bir konu ya da bir yazar üzerine bir tez yazamayız. Seçtiğimiz konu ya da yazarla ilgili en önemli ve itibarlı eserin, bilmediğimiz yegâne dilde yazılmadığının bir garantisi var mı? Kuşkusuz bu değerlendirmeler bizi nevrotik bir haline sürükleyebilir, ama sağduyuyla hareket etmemiz iyi olur. Bilimsel doğruluk kuralları var, bu kurallar açısından İngiliz bir yazar Japonca bir şey yazdıysa, bu çalışmasından haberdar olduğunuzu ama okumadığınızı söylemek dürüstçe bir davranıştır. Genelde bu “bilmeme ruhsatı” Batı dilleri için geçerli değildir; Slav dillerine yöneliktir, öyle ki Marx üzerine yapılan çok ciddi çalışmalarda Rusça eserlerini bilmediklerini kabul edenler olmuştur. Ama bu gibi durumlarda ciddi bir araştırmacı daima o dillerde özet olarak ne söylendiğini bilebilir (ve bildiğini gösterebilir), çünkü bu eserler üzerine yazılan tanıtımları ve eserlerin özetlerini içeren kitapçıklar erişilebilir durumdadırlar. Genelde Sovyet, Bulgar, Çekoslovak, İsrail ekolünden bilimsel dergiler, makalelerin İngilizce ya da Fransızca özetlerini sağlamaktadır. Ve işte tam da bu nedenle, Fransız bir yazar üstüne bile çalışıyor olsanız, Rusça bilmiyor olsanız bile bu engeli aşmak için en azından İngilizce okuyabilir olmanız kaçınılmazdır.

O halde bir tezin konusunu belirlemeden önce, karşınıza önemli dilsel zorluklar çıkıp çıkmayacağı konusunda emin adımlarla yol alabilmeniz için o konu hakkındaki mevcut bibliyografyaya bir göz atma uyanıklığını göstermeniz gerekir. Bazı durumlar zaten önceden bellidir. Almanca bilmeden Yunan filolojisinde bir tez vermeyi aklınızdan bile geçiremezsiniz çünkü Almancada konuyla ilgili bir sürü önemli çalışma var.

Her durumda tez, tüm Batı dillerinde yüzeysel de olsa genel bir terminoloji bilgisi edinmenize yarar, Rusça okuyamıyorsanız bile, en azından Kiril alfabesi karakterlerini tanıyabilecek ve alıntılanan bir kitabın sanattan mı yoksa bilimden mi söz ettiğini anlayabilecek kadarını öğrenmek hiç de zor değildir. Kiril alfabesini okumayı ve iskusstvo’nun sanat ve nauka’nın bilim anlamına geldiğini bir gecede öğrenirsiniz, birkaç başlığı karşılaştırmak bunu anlamanız için yeterlidir. Dehşete kapılmanıza gerek yok; tezi, yaşadığınız sürece işinize yarayacak bazı egzersizleri yapmanızı sağlayacak yegâne fırsat olarak değerlendirmeniz yeterli.

Bütün bu söylenenler aslında en iyisinin, eğer yabancı bir bibliyografyayla boğuşmak gerekiyorsa yerimizden kalkıp söz konusu ülkede biraz zaman geçirmek olduğu gerçeğini değiştirmez elbette: Ama bunlar pahalı çözümler ve bu kitapta bu olanaklara sahip olmayan öğrencilere de tavsiyeler vermeye çalışıyoruz.

Umberto Eco, “Tez Nasıl Yazılır?” (çev. Betül Parlak), Can Yayınları, İstanbul.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.