Tahsin Yücel’den enfes futbol saptamaları: Söylemlerin İçinden

Edebiyatımızın ustası Tahsin Yücel, eleştiri ve deneme yazılarıyla, düşün dünyamızı zenginleştirmiş, pek çok tartışmaya önayak olmuştur. Söylemlerin İçinden, göstergebilimin dünya çapında saygınlık elde etmiş bu yaratıcı yazarının en önemli yapıtlarından biridir. Yücel, Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’ne değer görülen bu kitabında güncel söylemlerin çözümlenmesine girişir. Futbol, Mutfak Yazını, Magazin… Çağdaş yaşamın bu üç popüler alanı nasıl bir dil yaratmıştır? Bir futbol yazısını okurken aslında ne okuruz? Bir futbol karşılaşmasını izlerken sunucunun bize sunduğu söylem biçiminden ne çıkarmamız gerekir? Yazarın futbol ile ilgili saptamalarını Academilist okurları için derledik:

Yazar ve Söylemi: Bir futbol yazarı, yüzde doksan, imgelemiyle olmasa da süslü biçim tutkusuyla her şeyden önce ozandır. Destansı, düşünsel, ağlatısal, şakacı vb. her türlü söyleme rastlayabilirsiniz onun yazılarında, hepsini bir arada bulabilirsiniz, ama , söylem hangi türe bağlanır görünürse görünsün, şiirsellik bir yerlerden uzun kulaklarını gösterir her zaman. Bu yazarlar, Genellikle yüksekten konuşan, ağırbaşlı kişiler olmasına karşın, futbol söylemini bizi alıp çizgi filmlerin masal dünyasına götüren bir eğretileme cennetine dönüştürmeleridir: kimilerince nereyse bir ölüm kalım savaşının yeri olan futbol alanı, “çimen”e dönüşür. vs.

Futbol yazısının bir son noktası, durmamacasına yöneldiği bir erek-nokta vardır ki, bu nokta da destandır. Bir futbol maçının baştan sona destansı bir biçemle anlatılması için, söz konusu maçın; a) yabancı bir takımla bir Türk takımı arasında oynanması. b) yabancı takımla karşılaşan takımın ya ulusal takım ya da Avrupa kupalarında oynayan üç İstanbul takımından biri olması.  c) Türk takımının yengisiyle , kimi ender durumlarda dfa en azından beraberlikle sonuçlanması gerekir…….Bir başka deyiş e destan kesinlikle yereldir, biz e özgüdür; yalnızca bizim takımlarımızın, bizim oyuncularımızın edimlerini betimler. Bir Fransız, Alman ya da Yunan takımının Türkiye sınırları içinde destan yazması söz konusu olamaz.

Yazarlarımız futbolun bir “takım” oyunu olduğunun yineler dururlar. Böyle yapmaları da doğaldır. Futbol da daha nice etkinlikler gibi iki özneyi karşı karşıya getiren bir izlem, yani bir edimler bütünü olarak tanımlanabileceğine göre, her takım bir ortak öznedir, her maç iki karşıt özneyi uzlaşması olmayan , çatışmalı bir çekişme içinde  karşı karşıya getirir. Birinin yengisi, ötekinin yenilgisi, birinin başarısı ötekinin başarısızlığı olur; ama ikisi de aynı ölçüde etken, aynı ölçüde belirleyici bir nitelik taşır.

Oyuncuları ve takımları oyundan bağımsız olarak düşünmek olanaksızdır. Takımın da, kişilerin de belli bir sürekliliği vardır kuşkusuz; ama çok yönlü ve inişli çıkışlı bir sürekliliktir bu. Örneğin moral oyunu, oyun da  morali karşılıklı olarak etkiler.

Ülküsel açıdan, oyuncunun varlığının takımın varlığında erimesi, ancak onun ayrılmaz ve seçilmez bir öğesi olması beklenir. Ama oyuncu bireysel özne olarak varlığını hep belli eder.

Çok özel durumlar bir yana küçük takımların kendi aralarında yaptıkları tartışmalar kodamanların bilgiç çözümlemelerine konu olmaz kolay kolay, yalnızca sonuçları bildirilir. Büyüklerle yaptıkları karşılaşmalar söz konusu olunca , yüzde doksan karşı özne olarak algılanırlar, gene de fazla önemsenmezler.

Hepimiz biliriz, futbol karşılaşması, hele yabancı bir takımla yapıldığı zaman, neredeyse tüm ulusu doğrudan ilgilendiren bir ölüm kalım savaşı, bir kurtuluş, bir yükseliş umudu olarak sunulur: karşılaşmayı kazanmak bir kahramanlık edimi, ulusun makus talihini yenmesi anlamına gelen bir utkudur. Bu nedenle özellikle Türk takımlarının yabancı takımlar karşısında kazandığı yengilerden sonra, futbol yazarlarımızın kaleminin ucuna en çok gelen sözcüklerden biri destansa, öteki tarihtir.

Futbol takımlarımız bunca başarıya “imza atmış” olmalarına karşın, düş hep sürer, her uluslar arası maçın başında yeniden güçlenir, çünkü maçla başlar ve maçla biter. Öyle anlaşılır ki, futbol utkuları düşleri gerçekleştiremez hiçbir zaman, yalnızca canlandırır, ama iyi canlandırır. Bunda bile başarısız kalması durumundaysa, suçu yazgıya ya da rastlantıya bağlamanın yolu çoktan bulunmuştur: Top yuvarlaktır!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.