Mustafa Kemal kitabından çarpıcı anektodlar

2018 yılının en çok satan ve konuşulan kitaplarının başında gelen Yılmaz Özdil’in Mustafa Kemal kitabı, Atatürk’ü’ insani özellikleriyle anlatan değerli bir çalışma. Kitaptan bazı anektodları sizler için derledik:

1935…Moskova büyükelçimiz Vasıf Çınar, Çankaya’ya geldi, Mustafa Kemal çalışma odasındaydı.
Dalgın dalgın kitap okuyordu.
Vasıf Çınar boşboğazlık etti.
“Paşam bu denli kitap okuyarak kafanızı yoruyorsunuz, siz Samsun’a çıkarken böyle kitap okuyarak mı çıktınız” deyiverdi.
Mustafa Kemal gülümsedi.
“Bu tür lafları çok duyuyorum, işi gücü yok herhalde kitaplarla uğraşıyor diye dedikodumu yapıyorlarmış, çocukluğumda da böyleydim, elime üç beş kuruş geçince muhakkak yarısını kitaba verirdim, eğer aksini yapsaydım Atatürk olamazdım” dedi. Trablusgarp’ta ,Çanakkale ‘de ,Kurtuluş Savaşı ‘nda, en kanlı çarpışmaların en kritik günlerinde bile elinden kitap düşürmezdi.

Henüz 17 yaşındayken Şehbenderzade’nin İslam Tarihi kitabını okumuştu, yıllarca özenle saklamış, Çankaya Köşkü’ndeki özel kütüphanesine koymuştu.
Bu kitapta yer alan Hazreti Ebubekir’le ilgili satırların altını kırmızı kalemle çizmişti, sayfanın kenarına “çok mühim” notunu düşmüştü.
“Çok mühim” olarak işaretlediği bölümde şu yazıyordu: “Hazreti Ebubekir beytülmalden (devlet hazinesinden) kendisine verilen nafaka ile yaşardı, vefatında hiç parası çıkmadı, emval-i miriyeden (devlete ait mallardan) kendisine bir deve, bir köle verilmişti, onların iadesini vasiyet etti.”
Henüz 17 yaşındayken bu satırların altını çizen Mustafa Kemal, tıpkı o satırlardaki gibi yaşadı, tıpkı o satırlardaki gibi rahmetli oldu. Kendisine tahsis edilen tüm malı mülkü parayı, millete iade etti.,

Çevresini ikiye ayırıyordu .
Faydalılar .
Lezzetliler.
Sevmediği halde faydalı ise , o kişiye devlet işlerinde
en üst makamlara getirmekten asla çekinmezdi .
Çok sevdiği halde , hep yanında olduğu halde, hiçbir mevkiye getirmediği arkadaşları vardı , onlara “lezzetli” diyordu .

Mustafa Kemal’in kız kardeşi Makbule’ye göre…
Latife Atatürk ‘ü , Fikriye Mustafa Kemal’i sevmişti .
Biri sonuca , öbürü sebeb aşıktı .

Fransa büyükelçisi Charles de Chambrun ” mütevazı lideri” şöyle tarif ediyordu:
Mustafa Kemal hükümdar ,halife, diktatör olabilirdi.Fakat büyük adam olmak için parlak ünvanlara ihtiyacı yoktu.
Hiç şüphesiz tahta çıkabildi , basireti buna mani oldu .
Kibirsizdi.
Gösterisi sevmez, övümesini bilmezdi .
İhtiraslarını tahdit etmesini biliyordu.
Hergün biraz daha filozoflaşıyor , halk arasında kıymeti artıyordu .
Orijinal adamdı .”

Bigalı Mehmet çavuş mermisi bitince tüfeğini kırarak ingilizlere fırlatmıştı. Tüfek parçası kalmayınca taş fırlatarak mücadele etmişti. Başından ciddi şekilde yaralanmıştı, avuçları paramparçaydı ama, ingilizleri püskürtmeyi başarmıştı.
Mustafa Kemal bu kahramanlığı duydu. Bigalı Mehmet’e Muharebe Madalyası verilmesini istedi. Bigalı Mehmet, Çanakkale’nin sembolü haline geldi.
Bigalı Mehmet Çavuş, ”Mehmetçik” kavramının isim babası oldu. Bigalı Mehmet’ in verdigi ilhamla, bu olaydan sonra Türk askerine ”Mehmetçik” denilmeye başlandı.

Erzincan milletvekili Saffet Arıkan “Türkata ” yı önerdi .
Konya milletvekili Naim Hazım Onat , ” söylerken kulağa tuhaf geliyor ” diyerek , kelimelerin yerini değiştirdi , “Atatürk diyelim ” dedi.
Tamamdı …

Dünya Kadınlar Birliği heyeti Ankara’ya gitti.
Mustafa Kemal, Çankaya Köşkü’nde kapıda karşıladı.
Dünya kadınlarına hitaben şu tarihi konuşmayı yaptı: Lütfedip Türkiye’ye geldiğiniz için, uluslararası kongrenizi İstanbul’da düzenlemeyi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.
Türk kadını hiçbir alanda erkeklerden geri kalmayacak.
Türk kadını hiçbir alanda Avrupalı kadınlardan geri kalmayacak.
Türk kadını daha büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir.
Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan kılık kıyafette başarıdan çok, bilgiyle, kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır.
Türk kadını, dünya kadınlarıyla el ele vererek, dünya barışı için, dünya huzuru için çalışacak, buna emin olabilirsiniz.

8 Kasım, artık kendinde değildi.
Bir ara başını sağa çevirdi, “aleykümselam” dedi.
Son kelimesi buydu.
Aleykümselam.
9 Kasım, istem dışı kasılmalar, aşırı ter vardı.
10 Kasım perşembe
saat 9’u beş geçe…
Mustafa Kemal’i kaybettik.
Henüz 57 yaşındaydı.

Vefatından neredeyse bir asır sonra, hiç tanımadığı, hiç görmediği insanların bedenine imzasını atan bir başka lider yok.
Her 10 Kasım’da yeniden doğuyor.
1881-193∞
Sonsöz değil, dünya durdukça önsözdür.
Mustafa Kemal ilelebet payidardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.