Medya ve Korku Kültürü

İngiliz sosyolog, Frank Freudi’nin çeşitli dillere çevrilmiş ve alanında temel eser sayılan Korku Kültürü kitabı bireylerin çeşitli davranış kodlarını benimsemelerinde medyanın etkin gücüne vurgu yapmaktadır. Korku kültürünün insanları birbirine yabancılaştırdığını belirten Furedi, böylelikle insanların toplumun karşı karşıya olduğu sorunlarla mücadele etmelerini engelleyen bir şüphe atmosferi yarattığını ileri sürmektedir.

Bu noktada özellikle medyanın kamuoyu oluşturabilme yetisine dikkat çeken Freudi, medyanın toplumun risk anlayış biçiminin şekillenmesinde ciddi bir rol oynadığını belirtmektedir. Bu konuda yapılmış çalışmaların sonuçları da, medya belirli suçlara ya da hastalıklara vurgu yaptığında kamuoyunun bu sorunlarla ilgili tehlike duygusunun artığını göstermektedir. Freudi’ye göre, korku zihinlere hakim hale gelince, dünyadaki sorunlar ve zorluklar abartılmaya ve olası çözüm yolları göz ardı edilmeye başlanır. Korku ve panik kendini haklı çıkaran bir dinamiğe sahiptir. Sözgelimi, münferit meydana gelen herhangi bir olay, çoğu zaman medyanın elinde, korku kültürünün fitilini ateşleyen bir kıvılcım olabilmektedir.

“Bu kültürün temel özelliği, bir çocuğun kaçırılması gibi istisnai olayları dahi normal bir risk haline getirmesidir. Herhangi bir hastalık vakasının ortaya çıkması derhal bir salgına dönüştürülür. Kullandığımız dil de bu gelişmeyi yansıtır. ‘Risk’ ya da ‘risk altında’ gibi ifadeler bütün gündelik olaylarla ilgili olarak kullanılıyor. Dil, ne ölçüde risk saplantısı içinde olduğumuzu gösteriyor. Örneğin ‘risk altında’ ifadesini ele alalım. İngiliz gazetelerinde yapılan bir tarama bu ifadenin 1994 yılında 2037 kere kullanıldığını gösteriyor. 2000 yılına gelindiğinde ise ifadenin kullanımı neredeyse 9 kat artmış. Görüldüğü gibi, günümüzde kullanılan dil, sorunları ve olumsuz olayları ölüm kalım meselesi haline getirme eğilimi taşıyor .”

Freudi’nin temel tezi, medyada üretilen korku kültürünün, çoğu zaman olgular arasında doğru neden sonuç ilişkisi kurmak yerine, duruma sansasyonel ve mitsel anlamlar yükleyerek insanları korkuya yönlendirmesi; bu durumun da bireylerin irade gücünü olumsuz etkilemesidir. Korku kültürünün en rahatsız edici sonuçlarından biri de insan ilişkilerinin risk çerçevesine oturtulması ve insanların artık ilişkilerine daha yoğun bir risk duyarlılığıyla yaklaşmasıdır.

Kaynak: Frank Furedi (2001) Korku Kültürü, Çev: Barış Yıldırım, İstanbul: Ayrıntı Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.