Lisansüstü öğrenciler için danışman bakım ve onarımı

Lisansüstü eğitime başlar başlamaz öğrenciler danışmanları hakkında şikâyette bulunurlar. Danışman ya asla mevcut değildir ya da fazla müsaittir; ya çok fazla geri bildirim veriyordur ya da yeterli değildir; ya çok kritik ediyordur ya da yeterince yönlendirmiyordur. Dehşet veren korku hikayelerinin aratarak çoğalması da öğrencilerin diğerleri ile bağ kurmasının harika bir yoludur. Ancak danışmanlık çift taraflı işleyen bir süreçtir. Öğrenciler çalışmalarını ve ilerleme süreçlerini değerlendirebilmeli ve ihtiyaç duydukları rehberliği almadıklarını belirlediklerinde, eksiklikleri gidermek zorundadırlar.

Lisansüstü öğrencilerin konuşmalarının büyük bir kısmının konusu danışmanlarının olması şaşırtıcı değildir. 2009 yılında, Washington DC’deki Amerikan Enstitüleri Konseyi’nin, anketine katılan 1.856 doktora öğrencisinin % 65’i doktoralarını tamamlamada ana faktörün danışmanlık ve rehberlik olduğunu belirtmiştir. Avustralya’nın Flinders Üniversitesi’ndeki araştırmamız ve dünya çapında lisansüstü öğrencileri ile yürüttüğümüz atölye deneyimlerimiz, danışman-öğrenci ilişkisinin sürecin tamamlanma süresi üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.

Öğrenciler genellikle birisini danışman olarak isimlendirdiklerinde onların tüm danışmanlık becerilerini otomatik olarak aldığını varsaymaktadır. Her şeyden önce, danışmanınız kök hücre teknolojisinde dünya lideri ise, oldukça basit bir rehberlik görevi üstlenebilmelidir. Ne yazık ki, gerçekte durum böyle değildir.

Bazen danışmanlık yapmak, çok başarılı bir bilim insanının zayıf tarafı olabilir. Bu şaşırtıcı değildir. Mentörlük özel bir iştir ve çoğu zaman bir danışmanın sahip olduğu tek model, kendi sahip olduğu deneyimdir. İyi bir deneyim yaşadılarsa o tarz ve metodolojiyi kopyalamaya karar verirler; eğer kötüyse, tam tersini yaparlar. Her iki yaklaşımın da öğrenciye ihtiyaç duyduğu rehberliği sağlayacağının garantisi yoktur.

Proaktif bir yaklaşım gereklidir. Danışmanınız size ihtiyacınız olan şekilde bakmıyorsa, o zaman sizin onlara bakmanız gerekir. Doktora seyahatinin bir noktasında, çoğu öğrenci önemli bir aydınlanma elde eder: “Bu benim tezim. Ön tarafına benim ismim yazılır. Sürücü ben olmak zorundayım.” Aday bunu ne kadar çabuk yaparsa o kadar iyidir. Geri bildirim, yönlendirme ve kaynak almıyorsanız, o zaman bununla ilgili bir şeyler yapmalısınız. Bu pratikte ne anlama geliyor? Birkaç örnek verelim.

Görüşmeler

Çalıştaylarımızda sık sık duyduğumuz yorum, “Danışmanım hoş biri ama o kadar yoğun ki tezim hakkında konuşamıyoruz”. Bizim cevabımız ise “Evet, danışmanınız meşgul. Tüm danışmanlar meşgul ve meşgul olmaya devam edecek. Ne olursa olsun, teziniz hakkında yüz yüze konuşabileceğiniz toplantılar organize etmek zorundasınız.” Kahve odasında kısa bir sohbet veya laboratuarda kısa bir konuşma önermiyoruz.

Tezinize odaklanan düzenli olarak planlanmış toplantılar demek istiyoruz. Muhtemelen bunları planlamanız ve bunların gerçekleştiğinden emin olmak için takip etmeniz gerekecektir. Bir toplantı iptal edildiğinde, yeniden planlamanız ve gerçekleşene kadar ısrar etmeniz gerekir.

Deneyimlerimize göre, sadece toplantının planlanması yeterli değildir. Danışmanınızın verimli toplantılara ev sahipliği yapacağından veya bilmeniz gereken şeyleri sunacağından emin olamazsınız.  Son iki hafta içinde yaptıklarınız, yazmış olduğunuz metin hakkında dönüt ve önünüzdeki iki hafta içinde yapacaklarınızı içeren karmaşık olmayan spesifik bir gündeme ihtiyacınız var.

Tüm bunlar çok basit görünüyor. Ancak daha fazla öğrenci bu adımları takip ederse, birçok danışman-öğrenci sorunu çözülebilir.

Geri bildirim

Yine, ideal bir dünyada, danışmanınız destekleyici yorumlar sağlama konusunda yeteneklidir, iyileştirilmesi gereken alanları işaret ederken hassastır ve aradığınız geri bildirim düzeyini sezgisel olarak bilir. Ama bu bir hayaldir. Bir öğrenci geribildirim alma deneyimini arabadan sürücü tarafından açılan ateşin kurbanı olma benzetmesiyle açıkladı – O işini kendisine teslim etti, içerisi mermilerle doldurulmuştu, saldırgan arabasını sürerken, o kanlı bir karmaşanın içinde terk edilmiş şekilde kaldı.

Adil olmak gerekirse, bir danışmana bir bölümü e-posta ile gönderip “Bana geri bildirim ver” demek, bir restorana gidip “Bana yemek ver” demekten farksızdır. Biraz daha spesifik olmanız gerekir. İşinizi teslim ederken, aradığınız geri bildirim türünü tanımlayın. “Bu ilk taslaktır, bu yüzden sadece genel gidişat ile ilgili geri bildirim istiyorum” ya da “6. sayfadaki tartışma konusunda görüşlerinize ihtiyacım var” diyebilirsiniz. Eğer aldığınız geri bildirim size yardımcı olmazsa, daha fazla ayrıntı isteyin. Danışmanınızı korumak, neye ihtiyacınız olduğunu bilmesini ummak yerine, neye ihtiyacınız olduğunu sormak anlamına gelir.

Yönetim

Danışmanınıza bakmanın sırlarından biri, istediklerini yapmaktır – ve danışmanların en çok istediği şey, kendilerine problemlerin yanı sıra çözüm önerileri ile gitmeniz, yapmanız gerekenleri yapmanız ve işlerini kolaylaştırmanızdır. İşletmede buna ‘yönetme’ denir. Yüksek öğrenim öğrencileri ile çalıştığımızda biz bunu danışmanınızın “bakım ve onarımı” olarak adlandırıyoruz.

Bu yüzden danışmanınız hakkında şikâyette bulunmak doğal olsa da – hatta bağımlılık bile olabilir – bu yeterli değildir. Danışmanınız size ihtiyacınız olan şeyi vermezse, gidip onu almanız gerekir.

Kaynak:

Hugh KearnsMaria Gardiner, The care and maintenance of your adviser, Nature, 2011, 469, 570. doi:10.1038/nj7331-570a

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.