Kâşif Nansen ve 13 sayısı

Bilindiği gibi 13 sayısı günümüzde bazı inanç sistemlerinde ve bazı toplumlarda uğursuz olarak kabul edilmektedir. Bu inanç daha çok Hıristiyanlar arasında yaygındır ve toplumun farklı kesimlerine kadar yayılmıştır. Bu yaygınlaşan inanç kişilerin günlük hayatını bile etkilemektedir.

13 sayısının uğursuz kabul edilmesinin hikâyesi mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan bir döneme ve İskandinavya’ya dayanmaktadır. Mitolojik tanrıların bulunduğu bu dönemde güzellik tanrısı Balder’di. Hikâyeye göre, Balder birgün evinde ziyafet vermek ister. Bu ziyafete 12 kişi davet etmiştir. Yalanların ve hilelerin tanrısı olan Loki bu davete katılmak istemiştir. Fakat davet edilen 12 kişi arasında bulunmamaktadır. Zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ve davete 13. kişi olarak katılır. Loki, çıkan tartışmada güzellik tanrısı olan ve diğer tanrılar tarafından çok sevilen Balder’i öldürür. Bu mitolojik hikâye İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine doğru yayılmaya başlar.

Daha sonra benzer bir hikâyeyi Hıristiyan inancında da görürüz. Hz. İsa birgün 12 havarisi ile birlikte yemek yemektedir. Bu davete 13. kişi hain Judas da katılmak ister. Bu yemekten kısa bir süre sonra Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür.Bu hikâyeye dayanarak Hristiyanlar normal günlük yaşamında bile 13 kişi bir araya gelmemeye gayret gösterirler. Şayet geldikleri takdirde aralarından birinin tarafından meydana bir felaket getirileceğine inanırlar.

13 sayısının uğursuzluğu günlük yaşama da etki etmektedir. Örneğin; bazı ülkelerde kapılara 13 numarası verilmez, bazı firmaların uçaklarında 13. koltuk sırası yoktur, apartmanlarda ve otellerde 13. katın ismi farklıdır ve genellikle 12A kabul edilir, alışveriş oranları ayın 13’ünde bir hayli düşmektedir.Son zamanlarda Nasa’nın insanla birlikte ay yolculuğunun 7. uçuşu olan Napollo13’ün de başarısız olması bu sayıya bağlanmaktadır.

Bu inanç artık korku hastalığı olarak literatüre girmiştir. Bu hastalığın adı “triskaidekaphobia” olarak bilinmektedir.

Ancak Norveçli bilim adamı, diplomat, hürriyet taraftarı bir siyasetçi ve Kuzey Kutbu kâşiflerinden Fridtjof Nansen’in Kuzey Kutbu’ndan dönüşünde yaşadıklarını anlatmasıyla 13 sayısına dair bu uğursuzluk inancının doğru olmadığı kanıtlanmıştır.

Nansen, bugünkü adıyla Oslo Üniversitesi’nde, zooloji tahsili yaptı. Mezuniyetten sonra 1882’de araştırma yapmak üzere, gemiyle Grönland’e gitti. Dönüşte Besgen’de tabiat tarihi müzesini (Muscum of Natural History) kurdu. Nansen, 1888’de, Grönland Adasını baştanbaşa geçmek üzere yola çıktı. Kışı adada geçirdi. Başından geçen olayları Eskimo Hayatı adlı kitabında anlattı. Daha sonra 1893-1896 yıllarında Kuzey Buz Denizini güney kuzey istikametinde geçmeye çalıştı. Fram adında özel bir gemi yaptırdı. Maiyetinde 13 kişi olduğu halde hareket etti. Buz kayalarını keşfetmek üzere gemisi 1895 senesi Mart’ının 13. günü yola çıktı. Geminin okyanus akıntılarıyla kuzey kutbuna taşınacağını ümit ederek Yeni Sibirya Adaları açıklarında denizde donmaya bıraktı. Fram isimli gemi, 13 Ağustos 1896 tarihinde buzlar arasında kaldı. Bu yolla netice alamayacağını anlayınca, kızaklarla kuzey kutbuna ulaşmayı denedi. Fakat kötü hava şartlarından dolayı Nansen kasabasına yine bir ayın 13. günü geri dönmek zorunda kaldı. Ama o güne kadar ulaşılmış olandan daha da öteye, 86° lik kuzeye varmayı başarmıştı. Bu hatıralarını En Uzak Kuzey adlı kitabında yayınladı.

Edinburgh şehrinde coğrafya cemiyeti tarafından Nansen adına verilen davette Kuzey Kutbu seyahatiyle ilgili anılarını anlatırken 13 sayısına dair ilginç anılarından bahsedilmiştir. Fram gemisinde ayın 13’ünde 13 köpek yavrusunun doğduğu ve bunların her birinin 13 kişilik müret

Kaşif Nansen
Kaşif Nansen

tebata arkadaşlık ettiği, hiç kimse ölmeden de geri dönüldüğü anlatılmıştır. Nansen bu duruma kendisi de dikkat çekmiş, 13 rakamının tahayyül edildiği gibi olumsuz olmadığını, bunların da insanlara bir delil olarak sunulabileceğini söylemiştir. Ancak batıl inançları olanların buna da kanaat etmediği, eğer 13 mürettebat ve 13 köpek ölmüş olsaydı “Kuzey Kutbunu tamamen keşfe muktedir olabilirdi” iddiasını ortaya sürecekleri söylenmiştir.

 

Bu konu Avrupa’da birçok gazete ve dergide haber olarak verilmiştir. Osmanlı yayın hayatının Batı’dan etkilendiği bu dönemde aynı haber Mütâlaa gazetesi gibi dönemin birçok süreli yayınında da yer almıştır. Ayrıca Nansen katıldığı konferanslarda da 13 sayısına ilişkin bu düşüncesini dile getirmiştir. Böylece 13 sayısına Nansen tarafından iade-i itibar yapıldığı kabul edilmektedir.

Nansen, 1900’de Kuzey Atlantik Denizinde yapılan çalışmalara iştirak etti. 1901’de Milletlerarası Deniz Araştırması Komisyonu başkanı oldu. 1910-1914 yılları arasında birçok okyanus coğrafyası araştırmalarına katıldı. 1905’te Norveç’in, İsveç’le olan bağlantısının ortadan kaldırılmasında önemli bir rol oynadı. 1906-1908 döneminde Norveç’in İngiltere elçisi oldu. Birinci Dünya Savaşından sonra, Norveç’i Milletler Cemiyeti’nde temsil ederek, savaş esirlerinin iadesi anlaşmasına varılması için çalıştı. 1921’den 1923’e kadar Rusya’daki açlıkla mücadeleye yardım çalışmalarını yönetti. 1922’de şahsi çabalarıyla mültecilere kimlik belgesi verilmesini sağladı. Bu çalışmaları neticesinde 1922’de Nobel barış ödülünü aldı.

İroniktir ki; 13 Mayıs 1930’da Oslo yakınlarında öldü. Uğursuzluktan kurtardığı 13 sayısı onun ölüm günü oldu.

1931’de Nansen’in ςalışmalarını devam ettirmek üzere Milletlerarası Nansen Mülteci Bürosu kuruldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.