Karl R. Popper’dan Daha İyi Bir Dünya Arayışı için öneriler

Bilimsel tartışmaları kökünden etkileyecek teorilerin mimarı Karl Popper, Daha İyi Bir Dünya Arayışı isimli kitabında son 30 yılın makaleleri ve bildirilerini kitaplaştırmış. Tümevarım yöntemi yerine yanlışlama teorisini getiren Popper, bilimdeki egemen paradigmalar ile hesaplaşmasını bu kitabında da sürdürüyor. İşte bu kitaptan egemen sosyal bilim anlayışına bazı itirazlar:

Bilimsel eleştiri , yani rasyonel eleştiri, kuralları olan bir doğru düşüncesinden hareket eder. Bilimsel kuramlarımızın haklılığını hiçbir zaman savunamayız, çünkü belki de ileride, yanlış olarak ortaya çıkabileceklerdir. Fakat onları eleştirel sınamalardan geçirebiliriz. İşte burada esas olan, haklılıklarını savunma değil, rasyonel eleştiridir. Hayal gücünü bağlamayan, ama onu dizginleyen eleştiridir.

Önemli olan, bilgisiz olabileceğimizi hiç unutmamaktır. Bu nedenle, ne bildiğimizi iddia etmeliyiz, ne de büyük sözler sarf etmeliyiz.

Bölümümdeki meslektaşlarım ve ben, öğretimimizi hiçbir zaman otoriter ya da dogmatik şekilde sürdürmedik. Öğrencilerimiz, bir şey anlamadıklarında ya da farklı bir görüş ileri sürmek istediklerinde her zaman (1946’da bölümü- devraldığımdan bu yana) dersi bölmeleri gerektiği konusunda uyarılmışlardır; ve hiçbir zaman alt-üst muamelesi görmemişlerdir. Hiçbir zaman kendimizi büyük düşünürler olarak göstermedik. Ben kimseye kendi fikrimi kabul ettirmek istemediğimi, her zaman ve her yerde açıkça söylemişimdir.

Ben, olguculuktan mümkün olduğunca uzaklaşmış biriyim (Belki tek benzerlik, benim fizik ve biyolojiyle ilgileniyor olmam; oysa ki yorumcular, hiçbir doğabilimsellikle yontulmuş değillerdir) Ben, özellikle, bir karşıt tümevarımcı, karşıt-duyumcu, kuramsallık ve varsayımcılık üstünlüğü savunan bir öncü, bir gerçekçiyim; ileri sürdüğüm bilgi kuramı, doğabilimlerin “ölçümlerinden” değil, büyük fikirlerden yola çıktığı anlayışına; bilimsel ilerlemenin de, olguların yığılmasıyla ya da açıklanmasıyla değil, katı biçimde eleştirilecek ve sınanacak, cesur devrimci düşüncelerle sağlandığı görüşüne dayanır. Sosyal alanda, altını önemle çizdiğim nokta uygulamadır: Kötülüklerin, önlenebilir acıların ve hürriyetsizliğin (o inanılmaz harika vaadlerle değil, gerçek anlamda) ortadan kaldırılmasıdır; sosyal bilimlerde üzerinde önemle durduğum konu ise, kalpazanlıkla mücadeledir.

Kant’ın tarihteki yeri hakkında daha geniş bir bakış açısına ulaşmak için daha da geçmişe dönersek, sanırım Kant’ı Sokrates’le karşılaştırabiliriz. Her ikisi de, devlet dinini bozmak ve gençliğe zarar vermekle suçlanmıştı. Her ikisi de, kendini suçsuz görmüş ve düşünce özgürlüğü uğruna savaş vermişti. Onlara göre özgürlük, yalnızca boyunduruğun ortadan kalkması değildi: Onlar için özgürlük, insan yaşamının yaşamaya değer tek biçimiydi.

Kaynak: Karl R. Popper, Daha İyi Bir Dünya Arayışı, Yapı Kredi Yayınları, Çev: İlknur Aka, 2001

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.