Habertürk gazetesinin kapatılmasına dair…

Turgay Ciner, birkaç gün önce Habertürk gazetesini, diğer yayın organları ayakta kalmaya devam etmekle birlikte kapatma kararı aldı. Kapatma gerekçesi ise ekonomik dar boğaz idi özetle. Ve gazete ‘SON BASKI’ cümlesiyle yayın hayatından çekildi.

Sosyal medyada iletişim fakültesi öğrencilerinin, eski gazetecilerin, mevcut gazetecilerin, gazeteciliğe ilgi duyan ve eli kalem tutanların konusu birkaç gündür bu mevzu dolayısıyla. Genel görünüm ‘Vay efendim Habertürk de kapandı, ne olacak şimdi’ minvalinden. Hiçbir şey olmayacak, dijital yayıncılık devam edecek, gazeteler de dergi formatına dönüşecek. Bu yeni bir haber değil ki…

İlginç olan eskiden gazetecilik yapanlarla, iletişim fakültesi öğrencilerinin ya da genç gazetecilerin bu kapatılma durumunu olağanüstü bir duygusallıkla karşılaması. İki farklı kuşak ama aynı duyguları paylaşıyorlar ya da paylaşıyor gibi görünüyorlar sosyal medyada. Arada nereden bakarsak bakalım en az 30 yıl var. Karanlık matbaalarda kağıt ve mürekkep kokusuyla hemhal olmuş eskileri anlamak gayet tabii mümkün de, gençlere ne oluyor… Bunu söyleyenler de büfeden gazete satın alıp okuyanlar değil, çeşitli haber uygulamalarından cep telefonları aracılığıyla gündemi takip edenler. Sanırsın sabahları robdöşambrını giyip, sonu belli olmayan uzun ve açık kahverengi ahşap yemek masasında bir yandan dilimlenmiş kaşarları atıştırırken bir yandan da gözlüklerini yarıya indirip her sabah gazete okuyor tane tane…

Bir de iletişim fakültelerinin o kadar mezunu ne olacak, diye hayıflananlar var. Ya hu bu kadar mezunu birkaç gazete mi istihdam ediyor. Siz merak etmeyin, zaten iletişim fakülteleri polis meslek yüksekokulu oldu birkaç yıldır. Bu öğrenciler buraya neden geldi, geldi de neden bu işi yapanı çok az var, o mevzulara hiç girmiyorum, zaten hepsi bilinen şeyler…

Yine bir gariplik daha, iletişim fakültesi öğrencileri de böyle düşünüyor. Habertürk gazetesi gibi, diğer gazeteler de kapatılırsa ne olacakmış… ‘Demirden korkan trene binmez’ diye bir atasözü var. Eğitimini aldığın mesleğin geleceğine dair öngörün yoksa, bunun için dünyayı takip etmiyorsan, mezun olduğumda hazırda neresi varsa orada çalışırım diyeceğine acaba ben yayın mecramı kurabilir miyim diye bir düşünce geçmiyorsa aklından, zaten o fakülteyi bırak bir an önce… ‘Biz gazetecinin zeki, çevik ve akıllısını tercih ederiz’, diyor patronlar. ‘Şurada bir gazete varmış, girer biraz staj yaparım sonra da nasıl olsa bir yerinden tutar giderim’ diyenini değil. Habertürk’ün sahipleri bu kadar duygusala bağlamamıştır, ona eminim. Üzülmek fayda etmez cancağızım, şimdi yeni bir şeyler söyleme harekete geçme zamanı…

Başlangıç öyküsünü kendisinden dinlediğim Hadi Özışık, konuyla ilgili olarak kendi internet sitesinde buna dair bir yazı kaleme almış. Habertürk’ün kapatılması üzerine başlayan baskı ve dijital yayıncılık tartışmasını, Türkiye’de internet haberciliği için bir türlü çıkarılamayan yasanın artık sonuçlandırılması gerektiğine dair sözleriyle noktalamış yazısını. Bu tartışmanın sonucu da bu olmalı zaten. Beklenen yasanın çıkmasına dair tepkiler yükselmeli, bunu en çok iş kaygısı olan iletişim fakültesi öğrencileri yapmalı. Habertürk’ün kararını yakında diğerleri de alabilir çünkü. Ama en önemlisi de, iletişim fakültelerinin yönetimleri bu kapatma kararından kendilerine pay çıkarmalı. Bazılarında halen eğitim müfredatında geleneksel gazetecilik anlayışı hakim olan iletişim fakülteleri kendilerini bir an önce yenilemeli . Allah’tan parmakla sayılacak kadar olsa da, bunu yapabilenler var…

Dedesi yaşında meslek büyükleriyle neden aynı şeyleri düşünebildiğini anlayamadığım genç meslektaşlarım ya da meslektaş adaylarım ahlayıp vahlayacaklarına, neredeyse 24 saat kullandıkları dijital haber yayıncılığının sorunlarının neler olduğuna kafa yorsalar gelecekleri adına daha değerli ve anlamlı adımlar atmış olurlar. Sonuçta artık robdöşambr giyen adamlar Yeşilçam filmlerinde kaldı ve kahvaltı masasında da tablette haber okunuyor.

Ez cümleyi Mevlana’dan verelim:

“Dünle beraber gitti cancağızım

Ne kadar söz varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım”

Yazar: Selma Kara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.