EĞİTİM-SEN’den Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu

EĞİTİM-SEN 2018 Yıl Sonu Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu yayımladı. Sendikanın web sitesinde raporla ilgili şu bilgilere yer verildi:

Bir toplum içinde kadın ve erkeğin, özel ve kamusal alanda nerede duracağı, toplumsal hayata ne oranda katılacağı ve nasıl temsil edileceğini toplumsal cinsiyet rejimi belirler.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin her seviyedeki eğitim ve bunun en önemli ve ayrılmaz öğelerinden biri olan eğitim programları yoluyla kazandırılması beklenmektedir. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması (CEDAW) Sözleşmesi’nin eğitimle ilgili olan 10. maddesinin (c) bendinde, “eğitimin bütünleştirilerek güçlendirilmesi, farklı eğitim türlerinin de geliştirilmesi, okul öğretim programlarının ve özellikle de okul kitaplarının gözden geçirilmesi ve öğretim yöntem ve tekniklerinin yeniden oluşturulması” ifadesi yer almaktadır.

Toplumsal sorunların önüne geçmek ancak onların varlığını kabul ederek ve duyarlı çözümler geliştirmekle mümkün olabilir. Türkiye topraklarında yaşanan toplumsal problemlerin başında ise cinsiyet ayrımcılığının geldiğini bilmekteyiz.

Kamusal Eğitim Hakkı İhlali Sonucu Eğitimden Kopuş Artarak Devam Ediyor!

Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) ‘Eğitim İzleme Raporu 2017-2018’e göre, erkeklerin yüzde 31’i, kadınların ise yüzde 34’ü okulu bırakıyor. Ayrıca gençlerin yaklaşık yüzde 30’u ne okula gidiyor ne çalışıyor. Türkiye’de okul çağında olan çocuklar, eğitimin özelleştirilmesi, okul türü dayatması, cinsiyetçi, gerici ideoloji vb. nedenlerden eğitimden erken ayrılmak zorunda kalıyor.

ERG’nin raporuna göre, 15-29 yaş arasındaki gençlerin yüzde 27,2’si ne öğrenim görüyor ne de bir işte çalışıyor. Ortaöğretim çağında olan 14-17 yaş aralığındaki 332 bin 956 çocuk ise örgün eğitim yerine açık öğretime devam ediyor.

Dünya Ekonomik Forumu 2018 raporuna göre, 44 ülkede kadınlarda okuma yazma bilmeme oranı yüzde 20’nin biraz üzerindedir. Küresel ölçekte eğitim alanındaki cinsiyet eşitsizliği, daha önce sanılandan çok daha kısa bir sürede, 14 yıl içerisinde kapatılabilir. Dünya genelinde ortaöğretime geçen çocukların ortalama oranı kızlarda yüzde 65, erkeklerde ise yüzde 66’dır.

Yükseköğretim söz konusu olduğunda ise bu oran sert şekilde düşüyor. Kızların yüzde 39’u, erkeklerin ise yüzde 34’ü üniversiteye gidiyor.

Kadınların ve Kız Çocuklarının Eğitime Erişim Sorunu

Çocukların eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanması için hiçbir somut adım atılmazken, çocuk yaşta evlenmeyi özendiren düzenlemeler, çocuk işçiler sorununun sürmesi, okullarda, cemaat yurtlarında ve kurslarda çocuklara yönelik cinsel istismar ve şiddet vakalarının artışını eğitim sisteminde yaşanan sorunlardan ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere, kız çocukları, kırsal kesimde yaşayan çocuklar; eğitim hakkından eşit koşullarda ve ücretsiz olarak yararlanamamaktadır.

Bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler, anadilinde eğitim gibi en temel sorunlar iktidarın çözmek bir yana daha da derinleştirdiği temel sorunlar olarak eğitim sisteminin öncelikli gündem maddesi olmayı sürdürmektedir.

Türkiye’de çeşitli nedenlerle eğitime erişimde, kız çocukları, mülteci çocuklar, anadili Türkçe olmayan çocuklar, LGBTİ+’lar, engelli çocuklar ve geçici koruma altındaki çocukların dezavantajları günden güne artarak devam etmektedir.

  • İlkokul düzeyinde net okullaşma oranı 2016-17’de yüzde 91,2 iken, 2017-18’de yüzde 91,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre; kızlar için yüzde 91,7, oğlanlar için yüzde 91,4’tür.
  • Ortaokulda net okullaşma oranı 2016-17’de Türkiye genelinde yüzde 95,7 iken, 2017-18’de yüzde 94,5’e gerilemiştir. Ortaokulda net okullaşma oranı kızlar için yüzde 94,7, oğlanlar için ise yüzde 94,3’tür.
  • 2016-17’de yüzde 82,5 olan ortaöğretimde net okullaşma oranı, 2017-18’de yüzde 83,6’ya çıktı. Bu oran Türkiye genelinde cinsiyet ayrımında önemli ölçüde farklılaşmıyor; kadınlarda yüzde 83,4, erkeklerde ise yüzde 83,8’dir.

1

  • 2017-18 eğitim öğretim yılına bakıldığında 14-17 yaş aralığında olup açık öğretim lisesinde okuyan 332.956 öğrenci vardır. Bu öğrencilerin yüzde 40,3’ü kadın, yüzde 59,7’si erkektir.

2

Net okullaşma oranı artsa da, eğitime erişimde dezavantajlı konumda olan çocukların durumu ciddiyetini korumaktadır. Özel eğitime ihtiyacı olan çocukların ne kadarının eğitime erişebildiğine ilişkin herhangi bir veri bulunmamaktadır.

Suriyeli çocukların eğitime erişiminde cinsiyetler arasındaki farkın eğitim kademelerine göre durumu, kamuoyuyla paylaşılmamaktadır. Eğitime erişimde dezavantajlı durumda olan, anadili Türkçe olmayanlar ve Suriyeli olmayan mülteci çocuklar gibi sorun yaşayan başka pek çok çocuk vardır (ERG).

OECD ülkelerinde erkeklerin eğitim düzeyi kadınlardan daha düşükken, Türkiye’de aksine kadınlar erkeklere göre dezavantajlı konumdadır.

  • Türkiye’de 2017 yılında, eğitimden erken ayrılma oranı kadınlarda yüzde 34 iken, erkeklerde bu oran yüzde 31 olarak kayda geçmiştir.
  • Türkiye’de 25-34 yaş aralığında olup lise eğitimi almamış olanların oranı kadınlarda yüzde 47 iken, erkeklerde yüzde 42’dir.
  • Yine, OECD ülkeleri arasında, devletin eğitim kurumlarına öğrenci başına en az harcama yaptığı ülke Türkiye.

Sorun Demokratik, Laik, Bilimsel Eğitimi Reddeden İdeolojik Bakışın Sonucudur

Eğitim kurumları cemaatler tarafından kuşatılmış, evrensel değerlerin ise dini kurallarla beslendiği yerler olmuştur. Siyasi iktidarın cinsiyetçiliği yeniden üretmesiyle eğitim müfredatı tehlike altındadır. Eğitim politikalarının belirlenmesi, oluşturulması ve uygulanması sürecinde Diyanet’in, dini vakıf ve cemaatlerin belirleyiciliği ve etkinliği son yıllarda belirgin bir şekilde artmıştır.

2017-2018 eğitim-öğretim yılında, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ilkokul ve ortaokul düzeyinde 17, lise düzeyinde 24, İHL’lerde 10 olmak üzere toplam 51 ayrı müfredat programını tamamen yenilemiştir. Yeni müfredatın daha önce 1., 5. ve 9. sınıflardan itibaren uygulanacağı belirtilmiş, ancak daha sonra bütün sınıflarda uygulanacağı açıklanmıştır. Yeni müfredat öğretim programları ve ders kitaplarında doğrudan bilim, felsefe, tarih ve sanat dersleri hedef alınarak “ideolojik ayıklama” yapılmış, başta fen bilimleri olmak üzere bilim derslerinde ünite ve kazanım sayıları azaltılmış, tarih dersleri başta olmak üzere, pek çok ders iktidarın dünya görüşüne paralel şekilde düzenlenmiştir.

Genç İşsizliğinde Kadın-Erkek Uçurumu

  • Türkiye OECD ülkeleri arasında ne istihdamda ne eğitimde olan 18-24 yaş arası kadınların oranının en yüksek olduğu ülke konumundadır. 2016-2018 verilerine göre, bu oran yüzde 33.1 ile OECD sıralamasının en altındadır.
  • OECD ülkeleri içinde ne eğitimde ne istihdamda olan 15-19 yaş aralığındaki gençlerin oranı yüzde 6 iken, bu oran 20-24 yaş arası için yüzde 16’ya, 25-29 yaş arası için de yüzde 18’e kadar artış göstermektedir.

Ücret eşitsizliği oranları dikkate alındığında, çoğu OECD ülkelerinde kadın ve erkek arasındaki ücret farklılıklarının kapanmasının yaklaşık 50 yıl alacağı öngörülmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri de bu durumu doğrulamaktadır. Eğitim seviyesi arttıkça ücret eşitsizliğinin düşmesi beklenirken, Türkiye’de lise eğitimi seviyesinde cinsiyete dayalı ücret farklılığı yüzde 10’dan, yüksekokul ve üzeri eğitim seviyesinde yüzde 22’ye çıkmaktadır. Bu durum, ücret eşitsizliğinin eğitim seviyesi ile açıklanamayacağını, kadın-erkek emeğine atfedilen değerle ilişkili olduğunu göstermektedir.

Çocuğa Karşı Şiddet

Çocuğa Karşı Şiddeti Önlemek İçin Ortaklık Ağı, Türkiye’de Çocuğa Karşı Şiddet Durum Raporu 2017’ye göre; çocukların okullarda maruz kaldıkları en önemli şiddet türleri arasında cinsel yönelime ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet yer alıyor. Cinsel sömürü ve istismar durumlarını, kendilerini korumayı ve kendilerine destek sağlayabilecek kişi ve mekanizmaları tanımalarını, bu mekanizmalara erişme yollarını içeren bir cinsellik eğitiminin, gençlerin ve çocukların yaşına ve gelişen kapasitelerine uygun olarak verilmesi gereken bir eğitim olduğu paylaşılmaktadır.

Öğretim programlarında bu çerçevede bir cinsellik/üreme sağlığı eğitimi bulunmamaktadır. Rapor için ele alınan vaka çalışmalarında, öğrencilerin toplumsal cinsiyet temelli şiddete maruz kaldığı durumlarda, okuldaki idareci ve öğretmenlerin söz konusu şiddeti görmezden gelmeyi tercih ettiği de belirtilmektedir.

Çocuklara Yönelik Cinsel Suç Oranları Artarak Devam Ediyor!

  • 2017 yılı genelinde ve 2018 yılının ilk 6 ayında, 18 aylık bir süre zarfında 21.957 çocuk hamile olarak kayıtlara geçmiştir.
  • Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre; 2017 yılında 387 çocuk, 2018 Ekim ayına kadar ise 1020 çocuk istismara uğramıştır.
  • 2017’de çocukların cinsel istismarı hakkında açılan davalarda suç sayısı toplam 16.348’i bulmuştur. 

Çocuk Hak İhlalleri

Yaşanan bütün krizler, hak ihlalleri ve yoksulluk toplumların en savunmasız kesimi olan çocukları daha fazla etkilemektedir. Çocuğun fiziki, psikolojik, zihinsel ve ahlaki gelişimi için uygun koşulların sağlanması, modern toplumların en temel vazifelerinden biridir.

Türkiye’de anadili Türkçe’den farklı (Kürtçe, Arapça, Lazca, Hemşince, Çerkezce, Rumca, Gürcüce vb.) olan milyonlarca çocuğun kendi anadillerinden koparılmadığı bir ortamda eğitim görmeleri en temel haklarıdır.

Türkiye’de farklı inanca mensup çocukların zorunlu din dersine tabi tutulması sözleşmeye aykırıdır. AİHM’in Türkiye aleyhine verdiği çok sayıda karara rağmen zorunlu din dersi uygulaması devam ettirilmektedir.

  • Bakanlık verilerine göre, 2017 yılında her 100.000 çocuktan 1.608’i suça sürüklenmiştir.
  • İHD’nin İnsan Hak İhlalleri Bilançosu’na göre, 8 çocuk zırhlı araç ya da sivil polis aracı çarpması sonucu; 24 çocuk resmi hata sonucu hayatını kaybetmiştir.
  • İHD’nin raporuna göre, mayın ve sahipsiz bomba patlaması sonucu 6 çocuk yaşamını yitirmiştir.
  • 2017 yılında 15 çocuk (8 kız, 7 erkek) “intihar’’ ederek yaşamına son vermiştir.

Çocuk İşçiliği Günden Güne Artıyor!

Türkiye’de çocuk işçiliği kalıcı ve toplumsal bir problemdir. 2018 yılının Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı ilan edilmesine karşın çocuk işçiliğini denetleme konusunda etkili bir politika yürütülmediği açıkça görülmektedir.

  • Türkiye’de Çocuk İşçiliği ve İş Cinayetleri Raporu’na göre, 2013’ten 2018’in ilk 5 ayına kadar 29’u mülteci/göçmen olmak üzere 319 çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirmiştir.
  • Türkiye’de halen yasalara göre, çalışması yasak olan çocuklar, tarım işçisi çocuklar ve stajyer-çırakların da eklenmesiyle 2 milyondan fazla çocuk işçi bulunmaktadır.
  • Başta mevsimlik tarım olmak üzere, 15 yaşından küçük çocukların sanayi, tekstil, mobilya gibi pek çok sektörde çalıştığı görülmektedir. Özellikle mevsimlik tarımda, çalışma yaşı 5’e kadar düşmektedir (ERG).

2012 yılından beri Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yeni bir “Çocuk İş Gücü Anketi” yapılmamıştır. Bu verinin toplanmamış olması, 2012 yılından beri gerek devlet kurumları, gerekse STK’ların yaptığı çalışmalarla ilgili etki değerlendirmesi yapılabilmesini zorlaştırmaktadır. Çocuk işçiliğinin engellenmesine yönelik çalışmaların başarılı olup olmadığının anlaşılması için belirli aralıklarla verilerin toplanması ve sonuçlarına göre çözüm yolu bulunması gerekmektedir.

Mülteci ve Geçici Koruma Altındaki Çocukların Eğitime Erişimi

Yerinden yurdundan olan ve dünyanın dört bir yanına dağılan Suriyelilerin (Aralık 2018) resmi olarak 3 milyon 611 bin 834’ü Türkiye’de. Gayriresmî olarak Suriyeli sayısının 4 milyonun üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Suriyeli göçmen kadın ve çocukların iş gücü piyasasındaki en güvencesiz ve sömürüye açık kesim olduğu ise açıkça ortadadır.

Ekonomik ve sosyal zorlukların yanı sıra ataerkil düzenle de baskı altındaki Suriyeli kadın ve çocuklarda işsizlik çoğunlukta olduğu gibi, iş gücü piyasasında olanlarının neredeyse tamamı güvencesiz çalıştırılmaktadır. Suriyeli kadın ve çocukların dil sorunu nedeniyle toplumsal yaşamdan uzak kaldığı da bilinmektedir.

  • Ekim 2018 itibarıyle, hala eğitime erişemeyen 405.906 Suriyeli çocuk vardır.
  • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 18 Aralık Dünya Göçmenler Günü nedeniyle iş cinayetlerine ilişkin bir rapor yayınlamıştır. Rapora göre, 18 Aralık 2018 itibariyle, yıl içinde en az 108 göçmen/mülteci hayatını kaybetmiştir. 

Tüm bu gericileşen eğitim biçimiyle yaratılmak istenen yaşam tarzı siyasi iktidarın politikalarının bir sonucudur:

  • 15 Temmuz sonrası, okullarda kız ve erkek çocuklara cinsiyetçi rollerin dağıtıldığı oyunlar yaygınlaştırıldı.
  • Kadriye Moroğlu Anadolu Lisesi’nde öğrencileri taciz ettiği iddiasıyla hakkında dava açılan coğrafya öğretmeninin başka bir okulda görevine devam ettiği ortaya çıktı.
  • Eğitimin hemen her kademesinde etkinliğini artıran ve öğrencilere yönelik projeleri hayata geçiren Diyanet İşleri Başkanlığı, üniversite öğrencileri için umre programı hazırladı.
  • Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı, “Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Mesleki Uygulama Programı Usul ve Esasları”na göre, “imamlık, müezzinlik, vaizlik” ve “Kuran kursu öğreticiliği” alanlarında yapılan mesleki eğitim programlarında bulunmamasına karşın öğrencilere ölü yıkama izlettirildi.
  • Çanakkale, Diyarbakır ve Antep’teki imam hatip ortaokullarının ve imam hatip liselerinin koridorlarına, “salavat çekmenin anlam ve önemini hatırlatmak” gerekçesiyle zikirmatik asıldı. Bazı okullarda öğrencilere zikir ve salavata karşılık şeker hediye edildi.
  • Son 5 yılda devlet yurtlarından “süresiz çıkarılma cezası” almaları nedeniyle bursları kesilen öğrenci sayısının 451’dir.
  • İşbirliği anlaşmalarıyla dini vakıf ve derneklere okullarda faaliyet yapma izni veren Milli Eğitim Bakanlığı, okulların kapısını AKP Gençlik Kolları’na açtı. Trabzon Merkez Ortahisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün, AKP Ortahisar Gençlik Kolları’nın düzenlediği fotoğraf sergisinin ilkokullar dâhil ilçedeki tüm okullarda tanıtılmasına izin verdiği ortaya çıktı.
  • İnsan Vakfı, 2016 yılında “Mescitsiz Okul Kalmasın” projesi başlattı. Proje, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylandı. İlk etapta mescit yapılacak 40 okul arasında İstanbul Alibeyköy Kılıçarslan İmam Hatip Ortaokulu, Ataköy 9 Kısım Atatürk Ortaokulu, Bakırköy Hamdi Akverdi İlkokulu, Gaziosmanpaşa Prof. Gazi Yaşargil İHO, Kadıköy İkbaliye Ortaokulu, Seyrantepe Atatürk İlkokulu, Pendik Anadolu Lisesi, Şehit Ömer Halisdemir Uygulama Merkezi, Ümraniye Şehit Erol Olçok Kız Anadolu İHL’de bulunuyor. 

Çocuk Yaşta Evlilikler Meşrulaştırılmaya Devam Ediyor

  • TÜİK verilerine göre, ülkede 2017 yılında gerçekleşen 569 bin 459 resmi evlilikten 23 bin 906’sı 16-17 yaş grubunda gerçekleşmiştir. 16-17 yaş grubunda bulunan kız çocuklarının sayısı 23 bin 906’dır.
  • Türkiye’de yoksul kız çocuklarının çocuk yaşta evlenme olasılığı, varlıklı olan yaşıtlarına göre 2,5 kat daha fazladır.

LGBTİ Öğrencilerin Eğitim Hakkı Görmezden Gelindi!

Homofobi ve Transfobi Temelli Nefret Suçları Raporu 2017’ye göre; LGBTİ+ bireylere karşı gerçekleşen 117 nefret suçundan 23’ü çocuk yaşta LGBTİ+ bireylere karşı işlendi ve bu 23 nefret suçunun 10’u okul ortamında gerçekleşti (ERG).

Cezaevindeki Çocuklar

  • Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü, cezaevlerinde 743’ü annesiyle kalan bebekler olmak üzere 3 bin çocuk bulunduğunu ve bu çocukların 82’sinin kız çocuğu olduğunu açıklamıştır.
  • Cezaevlerindeki LGBTİ bireylerin sayısı 200’e yakındır.
  • Cezaevlerindeki tutuklu öğrenci sayısı bin 848’dir.
  • CİSST’in Kasım 2017 tarihli “Çocuk Mahpuslar” raporuna göre, 2009 yılından Mart 2017’ye kadar 17 çocuk cezaevlerinde hayatını kaybetmiştir. Bu çocukların 9’u yaşamına son vermiştir.

Engelli Çocukların Eğitime Erişimi

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (1948), Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (1989), BM Avrupa Sosyal Şartı (1961; 1996) ve BM Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme (2006) ile tüm çocukların eğitim haklarının cinsiyet, dil, din ve ırk ayrımı yapılmaksızın güvence altına alınması gerekliliği ortaya konmuştur. Ancak mevcut yasal düzenlemelere rağmen 18 yaş altı engelli çocukların eğitim haklarından tam anlamıyla yararlanamadıkları ve eğitime erişimde problem yaşadıkları bilinmektedir.

Türkiye’de engelli çocukların yüzde 89,3’ü çeşitli sebeplerden dolayı okula gidememekte ve eğitim hakkından mahrum kalmaktadır.

Türkiye, Çocuklar Arası Fırsat Eşitliği Sıralamasında Son Sırada! 

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi’nin “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”nın 2018 sonuçlarına göre 2018 yılında kadının en büyük sorunları aşağıdaki şekilde sıralanıyor:

  • Şiddet
  • İşsizlik
  • Eğitimsizlik
  • Sokakta baskı ve taciz
  • Aile baskısı
  • Kadın erkek eşitsizliği
  • Çevre/mahalle baskısı
  • İş yerinde ayrımcılık
  • Politik baskı ve şiddet

Eşit Haklar İçin 108 Yıl Gerekli

Dünya Ekonomik Forumu’nun açıkladığı 2018 Cinsiyet Eşitliği Raporu’na göre Türkiye, kadın-erkek eşitliği konusunda 149 ülke arasında 130’ncu sırada yer aldı. Rapordaki verilere göre kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması için 108 yıl geçmesi gerekiyor.

OECD raporuna göre, kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması için 108 yıl, erkeklerle eşit ücrete sahip olması için de 202 yıl geçmesi gerekiyor.

Rapor, dünya çapında cinsiyet eşitliği alanında ilerlemenin yavaşladığını, hatta bazı alanlarda kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliğin arttığını ortaya koymaktadır. Cinsiyet eşitsizliğinin artış gösterdiği alanların başında sağlık ve eğitim gelmektedir. Buna bağlı olarak da matematik, bilişim, teknik ve fen bilimleri dallarında beceri ve bilgi gerektiren ve gelişmekte olan alanlarda kadınların yeterince temsil edilmediği ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’de Kız Öğrencilerin Eğitime Katılımı OECD Sıralamasının Sonlarında!

Raporda, Türkiye’de kadınların sadece yüzde 50’sinin üniversite eğitimini tamamlayarak standart bir diploma alabildiği açıklandı. Bu oran, OECD’nin ortalamasında ise yüzde 58’dir.

Eğitim Sen olarak, okula gidemeyip çalışmak zorunda bırakılan, çocuk yaşta evlendirilen, cezaevlerinde olan, cemaatlere, sıbyan okullarına, dini yapılara mecbur bırakılan, özgürlükleri elinden alınan bütün çocuklar için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.