Dostluğun Sınır Tanımazlığı: Hunt for the Wilderpeople (Vahşiler Firarda)

Komedi filmleriyle tanıdığımız Yeni Zelandalı yönetmen Taika Waititi, seyircilerin yine içini ısıtan, ‘iyi hisset’ tarzı filmi “Hunt for the Wilderpeople (Vahşiler Firarda)” ile yeteneğini sergiliyor. Filmin başrollerini; Julian Derrison ve Sam Neill paylaşıyor. 2016 yapımı bu komedi ve macera türündeki film, Yeni Zelanda’nın doğal güzellikleri ve vahşi yaşamıyla tam bir görsel şölen sunuyor.

 

 

Islahevinden Sıcak Aileye

10 yaşlarındaki kimsesiz tombik çocuk Ricky Baker, ıslahevindeki memur ve polis tarafından, Yeni Zelanda’nın yemyeşil ve uçsuz bucaksız kırsal kesiminde yaşayan Bella ve Hec adlı çiftin yanına verilir. Önceden belalı ve şımarık bir çocuk olan Ricky, ilk günler yeni evine alışamayıp kaçmaya çalışsa da daha sonra Hec’in mesafeli durmasına karşın Bella ile çok iyi anlaşır. Her şey yolunda giderken Bella’nın aniden ölmesi üzerine Hec ile başbaşa kalır. Hec’in kendisini ıslahevine göndereceğini anlayan Ricky, köpeği Tupac’la evden kaçar ve alışık olmadığı ormana dalarak vahşi ortamla başetmeye çalışır. Hec’in onu bulmasıyla, maceraları başlar.

 

 

Bir Dostluğun Başlangıcı

Ricky ile huysuz ihtiyar Hec, bir yandan ıslahevi çalışanları ve polislerden kaçarken bir yandan da doğa ve vahşi hayvanlarla mücadele ederek hayatta kalmaya çalışırlar. Bu süreçte, ormanda yeni insanlarla tanışarak iyilerle dost olurken kötülere karşı savaş verirler. Tüm bu macera devam ederken araya sıkıştırılan zekice espri ve göndermeler de filme renk katmaktadır. Çok kitap okumayı seven, filmler hakkında bilgisi olan ve haiku şiirler uydurabilen zeki çocuk Ricky ile okuma yazma bilmeyen, içine kapanık, dışarıdan sert görünen ama özünde yumuşak biri olan ihtiyar Hec’in zıtlığı, esprili sahnelere daha çok renk katar. Özellikle Ricky’nin, yaşadıkları bir olayı Yüzüklerin Efendisi filmine benzettiğini söylemesi ve Hec’in hiçbir şey anlamamışçasına bakması seyircileri kırıp geçiren ve akılda kalıcı sahnelerden biridir. Birbirine zıt bu iki insan, hayatta kalma mücadelesinde dost olmayı başararak yeri geldiğinde dramatik, yeri geldiğinde de komedi dolu anlar yaşarlar.

Büyülü Bir Cennet: Yeni Zelanda

Hunt for the Wilderpeople’ın en çekici yanı, mekandır hiç şüphesiz. Yemyeşil ormanları, türü seyrek bulunan hayvanları ve şırıl şırıl akan sularıyla, adeta gökle birleşmiş gibi görünen gölleriyle kartpostaldan farkı olmayan Yeni Zelanda’nın doğası, orman ve doğa filmlerini sevenleri kendinden geçirecek kadar güzeldir. Dolayısıyla, Hunt for the Wilderpeople, iyi hissetmeye, neşelenmeye, mutlu olmaya ihtiyacı olan ve içinin açılmasını isteyen herkesin kaçırmaması gereken filmler arasında yer almaktadır.

“Klasik bir devlet işte… Hayatlarını yaşadığı için ufakları ezmeye çalışırlar. Hiç son bulmaz da. Bu yüzden geri dönemiyorum. Sistemin bir parçası olmayacağım. Hayatta ne yapmak isteseniz size form doldurtuyorlar. Her şey için formları var. Formu doldurursunuz, üst kata gider, sonra ilk formu sizin doldurduğunuzu teyit etmek için bir form daha doldurturlar. Artık form doldurmak istemiyorsanız da bunun için ayrıca beş tane formları daha var.”

 

Film: Hunt for the Wilderpeople (Vahşiler Firarda, 2016, Yeni Zelanda)

Tür: Komedi, Macera, Dram

Yönetmen: Taika Waititi

Oyuncular: Julian Derrison, Sam Neill, Rhys Darby, Rachel House

 

Yazar: Selin Göknar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.