Cambridge’li fizik profesörü Atatüre’den öğrencilere: Saçma sorular sorun


 

Önemli bir buluşa imza atarak adını dünyaya duyuran Prof. Dr. Mete Atatüre, geçen hafta TEDx İTÜ etkinliği için İstanbul’daydı. İlgiyle karşılanan profesörden öğrenciler için öneriler aldık. “Saçma sorular sormaktan çekinmeyin” diyen Cambridge Üniversitesi’nde çalışan profesörün öğrencileriyle yaptığı ‘saçma sorular’ seansı bile var. Akademik danışmanlık ve rehberlik de yapan Atatüre, yurtdışının aksine Türkiye’de gençlerin yalnız olduğunu söyleyerek, “Öğrencilerimin hepsinin ne yaptığını biliyorum. Yolda gördüğümde üzgün olup olmadığını anlıyorum” diyor. Profesör şunları anlatıyor:

ZİHNİNİZİ DİNLENDİRİN
Öğrencilere hep çok çalışın deniyor. Tamam, çok çalışın. Ama verimli ve dengeli olun. Başka şeyler de yapın. Ben üniversitede okurken seramik yapıyordum. Başka bir şey yapmak dinlenmeye fırsat veriyor. Çalış çalış, yat uyu olduğu zaman vücut dinleniyor ama zihin dinlenmek için başka bir şeye odaklanmalı. O zaman öğrendiğiniz şeyin zihne oturması arka planda gerçekleşiyor.

‘SAÇMA SORULAR’ SEANSI
Laboratuvarımızda bir ton ağırlığında masalar, onlarca elektrik kablosu, ölçüm yapan cihazlar, deney aletleri var. Araştırmalarımızı, deneylerimizi bu karışıklık yaratıyor. Yazı tahtamızın üzeri de notlarla dolu. Sürekli bir şeyleri tartışıyoruz, deniyoruz, ölçüyoruz, aklımıza gelenleri yazıyoruz. O karmaşık gibi görülen tahtadan çok önemli bilimsel makaleler doğuyor. Çünkü bir sembol, şekil size başka bir şey hatırlatıyor, başka yerde tekrar onu kullanmanıza fırsat yaratıyor. Bizim ‘saçma sorular’ seansımız var. Öğrencilerle otururuz ve olabildiğince saçma, uçuk sorular üretmeye çalışırız. Önemli olan, soru ne ve ne kadar saçma olursa olsun beraber fikir yürütmek, yorumlamak. Böyle zamanlarda tahta doluyor. Oysa çok net, belirgin bir şey tartıştığımız zaman dolmuyor. Soruların ucunu açık bırakmak, farklı sorular üretmek çok faydalı. Bilim insanı için en önemli şey yeni soruyu bulmak.

GENÇLER YALNIZ KALIYOR
Türkiye’deki sistemde öğrenci biraz yalnız kalıyor. Lise ya da lisans seviyesinde olsun, rehber öğretmen var desek de öğrenci yalnız. Dersle, özel hayatıyla ilgili bir sıkıntı varsa bunları yakalayamıyoruz. Öğrenci dersini alır gider gibi bir yaklaşım var. Kendi kaderlerine bırakılıyorlar. Bir şeyi yapamadığı zaman niye olmadığını anlayacak bir mekanizma yok. Bundan dolayı sınavlar kendini geliştirme ve test etme yerinden çok ceza veya ödül anlamına geliyor. Ben aynı zamanda bir rehber öğretmenim. Yaklaşık 40 kişiye akademik danışmanlık veriyorum. Ayrıca tarih ve dil öğrencilerine rehber hocalık yapıyorum. “Hocam, sıkıldım” dediğinde benimle konuşuyor. Oda arkadaşından memnun olmayan da ailesini özleyen de geliyor, konuşuyoruz. Örneğin cumaya yetiştirmesi gereken ödevi varsa ben hocasına “Ödevi pazartesiye yetişecek, sebebi bende” diyebiliyorum. O hoca da bana güveniyor. Tüm öğrencilerimin ne yaptığını biliyorum. Yolda gördüğümde üzgün olup olmadığını anlıyorum.

BİLİMİ EĞLENEREK YAPIN
Bilimi eğlenmeden yaparsanız, hayattan bir kayıp olur. Her iş için geçerli bu. O iş sizi mutlu etmiyorsa ya yanlış yapıyorsunuz ya da o yapmanız gereken iş değil. Hayatımızı adadığımız bir işe çok çalışmanın yanında eğlenmeyi de katmamız gerekiyor. Sürekli şamatadan bahsetmiyoruz. Laboratuvara isteyen istediği saatte geliyor. İzne gitmek isterse kimin nerede olduğu bilinsin diye takvime yazması yeterli. Ama izin almıyor. Hoca, grup lideri, araştırmacı, öğrenci şeklinde bir statü var gibi gözükse de aslında düz bir yüzeye dağılmış durumdayız. Kimsede bir üstünlük yok. Takım çalışması var.

TÜRKİYE’den Cambridge’e tahminimden de az başvuru var. Başvurmak için İngiltere’nin kendi A seviyesi derslerini veren okulda ya da AB sisteminde okumanız gerekiyor. Öğrenciler, SAT gibi uluslararası tanınmış sınavlara girmeli. İlk aşamayı geçenler mülakata alınıyor. Her bölüm hocası kendi mülakat yapıyor. Başka bölümlerle ilgili mülakata da katılıyorlar. Kişiyi tanımaya çalışan üçüncü bir mülakat da oluyor, genel konularda konuşuluyor. Her biri yarımşardan toplam bir buçuk saat mülakatta tutuyoruz öğrenciyi. Akademik bilgisinden çok, yönlendirmeye cevap verebiliyor mu gözlemliyoruz. Mülakatları geçen okula kabul ediliyor.

FİZİK NASIL SEVDİRİLİR?
İnsanlar genelde “Fiziğim kötüydü, zordu” der. Bunun birkaç sebebi var. Biri ders veriş şeklimiz. Dersi bir saat biri anlatacak, not alacak ve sonra ödev yapacaksınız. Sistem bunun üzerine kurulu. Fizik iki dilli; konuşma ve matematik dilini eş zamanlı anlamalısınız. Lisede fizik ortalamam iyi değildi. Öğrencilerin fiziği sevmesi için ilk koşul aktif olmaları. Diğer öğrencilerle ödev yaptığı bir ortam gerekiyor. Çünkü eğer anlamamışsam, bana en iyi anlatacak kişi konuyu yeni öğrenmiş bir öğrenci olacaktır.

KİMDİR?
2015’te, 35 yıldır denenen fakat sonuç alınamayan ‘ışığın seviyesinin gürültü ölçümünü’ yaparak önemli bir buluşa imza attı. Sosyal medyada rock star, aktör yakıştırmaları yapılan akademisyen, Türkiye’deki lisans eğitimi sonrası Boston Üniversitesi’nde doktora, Almanya ve Zürih’te doktora sonrası çalışmalarını tamamladı. 2007’den beri Cambridge Üniversitesi’nde görev yapıyor.

 

Kaynak: Esra Ülkar

http://www.hurriyet.com.tr/egitim/cambridgeli-fizik-profesoru-atatureden-ogrencilere-sacma-sorular-sorun-41050244

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.