Bir mizah efsanesi: Marko Paşa Gazetesi

Markopaşa 1946 yılında yayına başlamıştır ve bu dönem ülkenin siyasi tarihi açısından çalkantılı ve halk açısından sıkıntılı bir dönemdir. Savaş bir yandan mevcut gelir dağılımını o döneme kadar görülmeyen oranda bozmuş, yığınları yoksullaştırmış, bu arada tek parti yönetiminin çeşitli baskılarıyla yaşam tahammül edilemez hale gelmiştir. 40’lı yılların ortalarından itibaren toplumsal muhalefet gitgide büyümekte ve kitleler de hoşnutsuzluklarını aşma yolunda çeşitli oluşumlara destek olarak, gönül vererek tepkilerini dışa vurmaktadır. Yıllardır mizahın keskin tarafını adeta kış uykusuna yatıran, yeni kurulan Cumhuriyet’in bekası için, siyasi otoriteye karşı eleştirilerini dile getirmeyen veya getiremeyen mizahçıların bir anlamda patlamasıdır Markopaşa hareketi.

 

Gazete sosyalist, toplumcu ve anti-emperyalist bir kimliğe sahiptir. Emperyalizm karşıtlığı ve tam bağımsızlık derginin ana söylemidir. Sabahattin Ali ile Aziz Nesin’in kurduğu mizah gazetesinin diğer çalışanları Rıfat Ilgaz ve Mim Uykusuz’dur. Mim Uykusuz gazetenin tek karikatüristidir; her sayıda 2- 3 karikatür çizen Uykusuz aynı zamanda gazetenin diğer yazarlarının yazılarına vinyet yapmaktadır.

 

Markopaşa’nın ilk sayısı 25 Kasım 1946 tarihinde çıkmıştır.  “Haftalık siyasi mizah gazetesi” olarak sunulan gazetenin çıkış haberi ile amacı ilk sayıda şöyle dile getirilmiştir: “Bir mevsimi baharına geldik ki âlemin, bülbül dertli, havuz dertli, gülistan dertli. Kimden derdimize derman dilesek, o bizden daha dertli çıkıyor. Bununla beraber derdini söylemeyen derman bulamazmış. Dertler de öyle başımızdan aşkın ki, ‘Markopaşa’dan gayrı dinleyecek kimsemiz kalmadı. Haftalık siyasi mizah gazetesi olarak sunduğumuz ‘Markopaşa’da okuyucularımız alışılmış olandan ayrı bir mizah bulacaklardır. Maksadımız sadece gülmek değildir. Gülerek düşünmek ve faydalı olmaktır.”

 

Sık sık kapanan ve durmadan ad değiştiren (Malum Paşa, Bizim Markopaşa gibi) bu mizah hareketi, Türkiye’de siyasal iktidara karşı ilk gerçek mizahi muhalefeti işaret eder. 1946 ile 1950 yılları arasında gazetenin çalışanları defalarca hapse girip çıkmış, Markopaşa‘nın yayınları Meclis’te büyük tartışmalara yol açmıştır. Markopaşa’nın daha üçüncü sayısında sahibi Sabahattin Ali ve başlıca yazarı Aziz Nesin tutuklanmıştır. Bundan sonra da tutuklamalar sürmüş, Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Mim Uykusuz, Rıfat Ilgaz, gazetede çıkan yazı ve karikatürlerinden ötürü tutuklanmışlardır. Sabahattin Ali, yurt dışına kaçmaya çalışırken, Bulgaristan sınırında öldürülür. Sabahattin Ali’nin öldürülmesinden sonra Markopaşa ciddi bir güç kaybeder. Buna Rıfat Ilgaz ile Aziz Nesin’in tartışmaları da eklenince gazete için kapanmak kaçınılmaz olur.

 

Markopaşa’nın geçmiş sayılarına bugünden bakıldığında nasıl olup da bu dört sayfalık gazetenin bayraklaştığını anlamak pek kolay değildir. Hatta ileri sürdüğü fikirlerin bazılarının şematik, slogan düzeyinde ve çözüm üretemeyen bir nitelik taşıdığı da söylenebilir. Markopaşa’yı benzerlerinden farklı kılan olgu, dönemin toplumsal koşulları ekseninde oldukça güçlü bir sinerji yaratabilme becerisidir. O sinerji ki, en çok satan gazetenin bile 20 bine ancak ulaştığı bir ortamda, hem de ilkel ve zorunlu bir dağıtım organizasyonuyla gazeteyi 60 bin okura ulaştırmıştır. Cumhuriyet mizahının iktidara karşı uzun süren bir suskunluk ve korkaklık dönemi bu gazeteyle sonlanmıştır. Belki de, başına gelen en komik olay da, iktidara gelirken Markopaşa’dan destek bulunan Menderes Hükümeti’nin hükümet programında, bu gazeteyi kastederek, “kökü dışarıda olan mizah dergileriyle uğraşacağız” demesi olmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.