Bir entelektüel katilin hikayesi: “Gelecek Uzun Sürer”

Louis Althusser, 20. yüzyılın en ilginç düşünürlerinden birisidir. 1918’de Cezayir’de doğmuş, gençliği orada geçmiştir. Annesi, savaşta ölen nişanlısının yerine onun kardeşiyle evlenmiş ve oğluna ölen genç nişanlısının adını vermiştir. İkinci Dünya Savaşı’nın başında Almanlara tutsak düşen Althusser, savaşın sonuna kadar özgürlüğüne kavuşamamıştır. 20 yaşından sonra aralıklarla depresyon geçirmeye başlamış; tedavi gördüyse de rahatsızlığı sürmüş, hatta deliliğe dönüşmüştür.

Paris’te Ecole Normale’de felsefe doçenti olarak görev yapmıştır. 30 yaşına kadar koyu bir Katolik olan Althusser, daha sonra evleneceği Hélène Rhtmann’la tanıştıktan sonra Komünist Partiye üye olmuştur. Marx için ve Kapital’i Okumak adlı yapıtlarıyla kuşağının aydınlarını etkilemiş, bunu Marksist felsefe üzerine başka çalışmaları izlemiştir. Yapısalcılık, bilgi-kuramcılık ve Marksizm, Althusser’ci düşüncenin üç temel alanıdır. 1948’den beri birlikte yaşadığı Hélène Rytmann’la 1976’da evlenmiştir. 1980’nin 18 Kasım’ında karısını boğarak öldürmüştür. Ruhsal dengesinin bozukluğu nedeniyle, işlediği cinayet yüzünden, yargılanmayan Althusser, yine uzun süre akıl hastanesinde gözetim altında kalmıştır. 22 Ekim 1990 yılında bir kalp krizi sonunda ölümüne kadar özyaşamöyküsü olan Gelecek Uzun Sürer’i kaleme almıştır.

Bu özyaşamöyküsü bloğu, hiç kuşkusuz Michel Foucault’nun Deliliğin Tarihi adlı yapıtının vazgeçilmez arkadaşı ve tamamlayıcısıdır. Yargıdan bağışıklık kararıyla filozofluğu fiilen elinden alınmış bir insan tarafından yazılmış, “olguların” ve “yapıntıların” ayıklanması olanaksız bir karışımı niteliğindeki Gelecek Uzun Sürer, Foucault tarafından yeri gösterilen şeyi etten ve kandan yoğrulmuş bir varlıkta, deneysel olarak, açığa çıkarıyor: delilikle akıl arasındaki ayırıcı sınırdaki dalgalanma.

Althusser’in Gelecek Uzun Sürer kitabı bir entelektüel katilin hikâyesi aslında… Karısını öldürdükten sonra hastaneye yatırılan, bir süre tedavi gördükten sonra bırakılan Althusser, bu süreçte basında çıkan bütün yazıları gözden geçirip Gelecek Uzun Sürer’i yazmaya karar veriyor: “Akıl hastanesinden çıkalı iki yıl oldu, ama adımı bilen bir kamuoyu için ben hala kayıp biriyim. Ne ölü ne diri, henüz gömülmemiş, ama ‘uğraşsız, esersiz.’ Foucault’nun deliliği anlatmak üzere kullandığı görkemli deyim: yitik insan”. Kitabın sunuş bölümünde Olivier Corpet tarafından Gelecek Uzun Sürer için şu yazılıyor : “… Nosografik belgelerdeki anlamda değil, üstün zekâlı ve meslekten filozof bir entelektüelin kendi deliliğini, bunun resmi psikiyatri kurumu tarafından ruh hastalığı olarak ‘tıbbileştirildiğini’ ve büründüğü psikanaliz giysilerini nasıl ‘mesken tuttuğunu’ bize anlatması anlamında, olağanüstü bir belge”.

Louis Althusser, Gelecek Uzun Sürer’de materyalizmin tuttuğu tek tanımının, “kendine masal anlatmayı bırakmak” olduğunu söylemiştir. İlginçtir ki, Althusser kitabında karısı Héléne’i öldürüşünü kimi Freud’dan kimi Lacan’dan öğrendikleriyle, kimi sosyokültürel ajitasyonlarla aklamaya çalışmıştır. Kitap sanki gerçeği tahliye etmek için yazılmış. Geriye kalan ise, aslında bir insanın “itiraflarım” olarak kamuoyuna sunduğu çok da önemsiz görülmemesi gereken entelektüel bahaneler…

Althusser, hukuki ehliyetsizliği durumu sebebiyle hapis cezasına çarptırılmayan bireylerin toplumda yaşam boyu ölüme mahkûm edildiklerini söylüyor. Hapis cezası çekmiş bir insanın dışarıda da cezasının kesildiğini ama akıl hastası damgası vurulan insanın ömrünün sonuna kadar bu yazgıyı taşıyacağını hatırlatıyor. “Oysa bir kısım basının akut ama geçici olan ‘delilik’ hallerini bir yazgı olan ‘akıl hastalığından’ hiç ayırt etmeden dolduruşa getirdiği kamuoyunun gözünde, deli hemen akıl hastası sayılıveriyor; akıl hastası demek ise yaşam boyu hasta demek; dolayısıyla onun yaşam boyu kapalı kalması akla uygun ve gerekli”.

Gelecek Uzun Sürer otobiyografik özelliklerle yazılmış bir kitap. Althusser için hastalığı, dönem dönem başvurduğu bir kurtuluş yöntemi de olmuştur. İstediği vakitlerde sinir krizine girip hastaneye yatırılan Althusser, herkesin gözü önünde hasta olduğu için, kimsenin onu bırakmayıp, kral gibi davrandığını ve herkesin yardımına koştuğunu söylüyor. Felsefe, siyaset ve psikanalizle ilgili eserlerini bildiğimiz Althusser’in kadınlarla dolu bir hayat geçirdiği biliniyor. Öldürdüğü karısı Héléne’nin yanı sıra elinin altında hep birkaç yedek kadın bulundurduğunu, eğer bir gün Héléne onu bırakırsa ya da ölürse hayatta bir an bile yalnız kalmayacağından emin olmak için önlemler aldığını kendisi de söylüyor. Bir kadın için partnerinin böyle bir bahane ile onun dışında birkaç partnerinin daha hayatında olması gerektiğini -ona üzülerek de olsa- belirtmesi, kadın için ne kadar zor bir durum. Entelektüel çapkınlık makul olanı yakalamak için oldukça gayret sarf etmiş.

Althusser, karısı Héléne’yi öldürdüğü için kırk bin psikanaliz çözümlemelerle kendini suç mahallinden pirüpak suçsuz alana çekene kadar düşünsel emek harcamış. Bunlardan birisi, “sevdiği bir hanım arkadaşının” ona “sende beğenmediğim yan, ne pahasına olursa olsun kendini yok etmek istemen” demesiyle Althusser’in kafasında yıllar sonra hatta şöyle diyelim karısını öldürdükten sonra şimşekler çakması. Althusser, karısını öldürme sebebini; Héléne ile kendini “bir” gördüğünü, çocukluğundan bugüne kendine karşı beslediği özel nefretini Héléne’yi öldürerek sonlandıracağını düşündüğünü söyleyerek açıklar. Öldürme gerekçesini bulmuş olan Althusser, rahatlamış birinin koltuğa yaslanıp kendini bırakması gibi kitabının adını da bu rehavetle bulmuştur. Bir dönem sevilmek için yapmacık davrandığını, rol kestiğini, herkesin karşısına onu seveceği gibi olarak çıktığının itirafını yaparken artık altmış yedi yaşına gelen Alhusser, “…kendim için sevilmediğimden gençlik tanımamış olan ben, şimdi kendimi hiç olmadığım kadar genç hissediyorum. Bu iş yakında bitecek olsa da. Evet, bazen gelecek uzun sürüyor” der.

Gelecek Uzun Sürer’de Althusser’ın, Freud’u, Foucault’u ama özellikle de Lacan’ı önemsenmeyecek kişiler olarak gösterme isteği göze çarpmakta. Mesela, Lacan işsiz güçsüz gezerken, Althusser omuz verir. Ama, yani Lacan tutunmayı becerememiştir işte. Son olarak Gelecek Uzun Sürer’i, Eugenio Montale’nin Xenia’sı ile Andre Gorz’un Son Mektup’u ile yan yana koyanlar yanılıyor olabilir. Gelecek Uzun Sürer’in konusu Héléne’den ziyade Althusser olduğu için. Althusser aklını cinsellikle harmanlamış bir adamdı. Gençlik yıllarında büyükbabasının yanında doğayla iç içe geçirdiği yılları anlatırken edebi harikası cinsel çağrışımlara bakmak yeter…

Kaynak: Gelecek Uzun Sürer, Louis Althusser. (çev. İsmet Birkan). Can Yayınları, 1996.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.