Ahlat Ağacı: Bir babanın gölgesinde kendini bulma yolculuğu

Türk sinemasının en özgün yönetmenlerinden olan Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi olan Ahlat Ağacı, 1 Haziran itibariyle vizyona girdi. Tam 4 yıl beklenen ve Cannes’da görücüye çıkan film, 3 saat 8 dakikalık süresiyle NBC’nin en uzun filmi olma rekorunu kırdı. Kadrosuyla ve alışılmışın dışındaki içeriğiyle, NBC’nin önceki filmlerinden farkını ortaya koyan Ahlat Ağacı, özellikle yoğun diyaloglarıyla izleyicileri şaşırtmayı başardı ve Cannes’da 15 dakika boyunca ayakta alkışlandı.

Üniversiteyi yeni bitirmiş, atanamayan bir öğretmen olan ve yazdığı kitabını yayımlatma hayalini kuran Sinan’ın (Doğu Demirkol), doğup büyüdüğü memleketi Çanakkale’nin Çan ilçesine dönmesi ve öğretmen olan babası İdris’le (Murat Cemcir) olan sarsıcı ilişkisini merkeze alıyor film. Sinan; her şeyden ve herkesten nefret eden, sorgulayan, taşralıların değişemeyeceğini öne süren ve ailesiyle de inişli çıkışlı ilişkisi olan isyankar bir genç portresi çiziyor. En büyük hayali, memleketini anlattığı kitabını yayımlatmak olan Sinan, basım giderlerini karşılamak için maddi destek arayışlarına giriyor. Bu sorunu çözmeye çalışırken de kumarbaz, ailesine karşı sorumsuz ve borç batağına giren babasıyla çatışma halinde bulunuyor. Sinan’ın bir diğer amacı da, kitabını yayımlatarak kendisini babasına ‘kanıtlamak’. Babası da, bulundukları arazide kuyu kazarak su çıkarmaya çalışıyor ve bunu da kendini ‘kanıtlamak’ amacıyla yapıyor. Tıpkı Sinan’ın kitabı gibi…

Ahlat Ağacı
Ahlat Ağacı
Güçlü bir metafor: ahlat ağacı

Çevrede kendiliğinden yetişen, şekilsiz, uyumsuz, inatçı ama lezzetli meyveler veren ahlat ağacı, İdris’e göre tıpkı aileye benziyor. Aile de şekilsiz, uyumsuz ve talihsiz bir meyvedir İdris’e göre. Film ilerledikçe, ailenin bu yapısı daha somut bir şekilde gözler önüne seriliyor. İdris; sorumsuz biri olmasının yanında soğuk espriler yapan, bazen edebi bir dille konuşup Yunus Emre’den kıtalar söyleyen ve köpeğini insanlardan çok seven biri aynı zamanda. Köpeğinin kendisini daha çıkarsız sevdiğini düşünerek ona çok değer veriyor. Sinan ise, belki babasından intikam almak amacıyla, belki de çaresizlikten köpekle imtihan oluyormuş gibi bir izlenim bırakıyor.

Diyalogların aşırı yoğun olduğu filmde, Sinan memleketine geldiği andan beri ailesiyle, dostlarıyla, lise arkadaşı Hatice’yle, bölgedeki tanınmış bir yazarla, belediye başkanıyla ve zengin bir inşaatçıyla uzun uzun sohbet ediyor. Sohbet ettiği kişilerle derin konulara değinen ve oldukça karşıt görüşler içerisinde bulunan Sinan, onlarla sürekli çatışıyor ve kendi bildiğini okuyor. Ancak, derin derin konuşmaya en çok ihtiyaç duyduğu babasıyla, yüzeysel ve kısa sohbetlerle yetinmek zorunda kalıyor. Bu sohbetler, NBC’nin klasik sinematografisiyle manzara eşliğinde seğeltiyor; oyuncular nereye yürürse kamera oraya hareket ediyor. Bu diyaloglar eşliğindeki hareketler bazen o kadar hızlı oluyor ki izleyicide baş dönmesi etkisi bile yaratabiliyor. Diyaloglar, içeriğin dışına çıkarak çok farklı katmanlar halinde yükseliyor ama yönetmen konuyu hemen toparlamayı başarıyor. Derin, felsefi anlamlara sahip olan diyaloglar; din, sistem ve toplum eleştirisi bulundurmasının yanı sıra; Dostoyevski, Shakespeare ve Çehov tarzıyla işlenmiş sözler de havada uçuşarak edebi bir atmosfer ortaya çıkması bakımından dikkate değer.

‘Roman’tik bir atmosfer

Ahlat Ağacı’nın en sinematografik sahnesi ise, Sinan ve eski aşkı Hatice’nin (Hazar Ergüçlü) buluştuğu o uzun sahne. Töreler gereği başını örtmüş, başkasıyla evlendirilmek üzere olan Hatice’yle Sinan’ın eski bir tanışıklığı var. Filmin tek erotik sahnesinin de yer aldığı bu sahnede, Sinan ve Hatice uzun uzun konuşuyorlar ve Hatice’nin konuşmaları farklı açılardan kadraja alınıyor. Renklerin ve özün mükemmel bir uyum içerisinde kaynaştığı, rüzgarın uğultusunun, kuşlarının cıvıltısının ve uçuşan sonbahar yapraklarının birbirine karıştığı oldukça etkileyici olan bu sahne, tekrar tekrar izlenmeye değer.

Baba-oğul filmlerinin en etkileyicilerinden biri olan Ahlat Ağacı, geleneklerinden ve ailesinden kopmuş olan Sinan’ın içsel ve kendini gerçekleştirme yolculuğunu etkileyici bir tarzda sunuyor. Sinan’ın kendini gerçekleştirmesi, bir nevi kendini babasına kanıtlamasıyla, onun doğrularını kabul etmesiyle, ortak noktalarını keşfetmesiyle ve kökleriyle barışmasıyla mümkün olabilecektir. Nitekim, kuyuya girerek suyun çıkmayacağını bildiği halde babasının işini devam ettirip kendini bulması ve içsel huzura kavuşması da kaçınılmaz olacaktır.

Sıradışı oyuncu kadrosu

Ahlat Ağacı’nın kalabalık ve zengin oyuncu kadrosunu seçerken, oldukça seçici davranmış Nuri Bilge Ceylan. Güldür Güldür Show’dan tanıdığımız Doğu Demirkol ve komedi filmlerinden bildiğimiz Murat Cemcir’in başrolü paylaştığı filmde, NBC komedilere aşina olan oyuncuları seçmesindeki gerekçeleri şöyle açıklıyor: ‘’Doğu’yu ilk kez, Doğu Yücel’in Facebook’ta paylaştığı bir video ile fark ettim. Bir TV programında yaptığı kısa bir stand-up gösterisiydi. İlgimi çekince, biraz daha araştırdıktan sonra, başka bir çoğu gibi teste çağırdım. Sonra bir kez daha, sonra bir daha. Tipi, hayalimde canlandırdığımdan epey farklıydı ama bugüne kadar yazdığımız en uzun ve en ağır rollerden biri olduğu su götürmez olan geniş spektrumlu Sinan karakterinin altından kalkabileceğine beni en fazla ikna eden de yine Doğu oldu. Bu kadar uzun konuşmaları olan karmaşık bir karakteri bu kadar sorunsuz bir şekilde halledebildiğim bir çekim süreci pek de hatırlamıyorum doğrusu.’’ Aralarında usta oyuncuların da bulunduğu filmin diğer oyuncuları ise; Serkan Keskin, Bennu Yıldırımlar, Hazar Ergüçlü, Öner Erkan, Ahmet Rıfat Sungar, Tamer Levent ve Özay Fecht gibi isimlerden oluşuyor.

Nuri Bilge Ceylan, Kış Uykusu’ndan itibaren başladığı yoğun diyalog yöntemini Ahlat Ağacı’nda doruğa çıkarmayı başarıyor. Yeğeni Akın Aksu’nun yazdığı senaryoyu, eşi Ebru Ceylan ile birlikte geliştirerek zengin bir içeriğin oluşmasına olanak sağlıyor. Diyalogların yoğunluğundan dolayı, birtakım teknik aksaklıklar ortaya çıkıyor; Sinan’ın iki genç imamla yürüyerek sohbet etmesi sırasında ışığın ortadaki imamın yüzünde patlaması buna bir örnek ama içerikteki parçaların bütünlüğe ulaşmasıyla bu tür kusurlar görmezden gelinebilir. Kusursuz ve yürek parçalayıcı son sahnesiyle de final yapan Ahlat Ağacı, insanı en derin yerinden yaralıyor. Filmin görüntü yönetmenliğini yapan, NBC’nin daha önceki filmlerinde de birlikte çalıştığı Gökhan Tiryaki, şahane bir iş ortaya koymuş ve müthiş panoramik görüntülerin ortaya çıkmasını sağlamış. Kurguyu ise Nuri Bilge Ceylan, muhtemelen daha hızlı hareket etmek için bizzat kendisi gerçekleştirmiş. Sonuç olarak; Ahlat Ağacı, Cannes’da ödül alamasa da 15 dakika boyunca ayakta alkışlanmayı ve 9.4 IMDb puanına sahip olmayı sonuna kadar hakediyor.

 

Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan

Oyuncular: Doğu Demirkol, Murat Cemcir, Bennu Yıldırımlar, Hazar Ergüçlü, Serkan Keskin, Tamer Levent, Ahmet Rıfat Sungar, Öner Erkan, Özay Fecht, Akın Aksu

Senaryo: Akın Aksu, Nuri Bilge Ceylan, Ebru Ceylan

Süre: 188 dakika

Yapım: Türkiye, Fransa, Almanya, Bulgaristan

 

Yazar: Selin GÖKNAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.